Çocukların Öz Denetim Becerilerinin Gelişmesini Sağlayacak Stratejiler

Çocukların Öz Denetim Becerilerinin Gelişmesini Sağlayacak Stratejiler

Orijinal Başlık: Research-based Strategies to Help Children Develop Self-Control 1

Her şey psikoloji Profesörü Walter Mischel‘in kısa aralıklarla doğan dört kızının büyüme süreçlerini gözlemlemesiyle başladı. Bir çocuğun hiçbir öz denetim dürtüsü yokken birkaç ay sonra duygularını dizginlemesini, bir şeyleri yapmak için ya da konuşma sırasının kendine gelmesi için beklemesini mümkün kılan şey neydi? Çocuklardaki bu becerilerin nasıl geliştiğini merak eden Mischel, öğretim üyesi olduğu Stanford’daki Bing Nurse School’da yürüttüğü o meşhur marshmallow deneyini başlattı.

Söz konusu deney 50 yılı aşkın süredir ününü korumaya devam ederken, birbirinden komik YouTube videolarının çekilmesine de sebep oldu. Gelinen noktada bu deney çeşitli stratejilerin hem yetişkinlerin hem de çocukların zevki ertelemeyi öğrenmesine nasıl yardımcı olabileceğine dair yaşam boyu süren bir incelemeye dönüştü.

Marshmallow testinin orijinalinde araştırmacılar deneye başlamadan önce 4 yaşındaki deneklerine öncelikle güven aşılamak ve onlarla dostane bir ilişki kurmak üzere zaman ayırmaktadır. Akabinde ise araştırmacı çocuğu odada kurabiye, çubuk kraker ya da marshmallow gibi bir ödülle birlikte yalnız bırakacağını; eğer yalnız kaldığı süre boyunca ödülü yemeyip beklerse döndüğünde kendisine bir değil iki ödül vereceğini söyler. Çocuklara sunulan diğer alternatif seçenek ise çocuğun bu ‘acıya’ son vermek üzere zili çalması, araştırmacının geri dönmesi ve böylece çocuğun ödülünü afiyetle yemesidir. Fakat bunu tercih ederse çocuk yalnızca bir ödül alabilecektir. Mischel ve meslektaşları bu testi 50 yıl boyunca uygulamaya devam ettiler ve sonucunda bu testte araştırmacıların dönmesini bekleyebilen çocukların daha yüksek SAT puanları elde ettiğini, stresle daha iyi başa çıkabildiklerini ve hatta daha düşük vücut kitle oranına sahip olmak gibi çeşitli konularda da daha iyi olduklarını bulguladılar.

Şu an Columbia Üniversitesi’nde öğretim görevlisi olan Mischel, Boston’daki “Öğrenme ve Beyin” konferansında bekleyebilme tercihinin en önemli belirleyicisinin güven olduğunun altını çiziyor. Çalışmasını eleştirenler ise sıklıkla, toplum tarafından ayrımcılığa uğrayan ve dışlanan düşük gelir seviyesindeki topluluklarda yaşayan çocukların, otorite konumunda olan kişiye güvenmesi için hiçbir nedenlerinin olmadığına dikkat çekiyor. Bu çocuklar marshmallowu mideye indirebilirler ancak bunun sebebi öz denetimlerinin olmaması değil, araştırmacının ikinci marshmallow konusunda doğru söylediğine inanmak için bir gerekçesi olmaması olabilir. Bu eleştiriler karşısında Mischel, kendisinin de çalışma öncesinde bu boyutu incelediğini, yetişkin ve çocuk arasındaki güven ilişkisinin öneminin araştırma raporları dışında bırakıldığını ifade etmiştir.

“Zevki ertelemeyi istemek bile güven beklentisini gerektirmektedir ki öz denetimin ve zevki ertelemenin oldukça zor geldiği çocuklarda bu yoktur.

Marshmallow testinin ayrıntıları bir kenara, birçok araştırmacı öz denetimin olumlu yaşam çıktıları üzerindeki önemine işaret etmekte. Tam da bu sebeple Mischel mevzuyu eğitimcilerin ve ailelerin, çocukların öz denetim becerilerini geliştirmelerine yardımcı olmak için kullanabilecekleri stratejilere getirmeye çabalıyor.

Florida State Üniversitesi’nde psikolog olan Roy Baumeister, hem öz denetim üzerine çalışmış hem de akademik başarının temellerinin özgüven üzerine kurulu olduğunu iddia eden önceki teoriyi çürütmüş bir bilim insanı. Kendisi öz denetimin öneminin birçok boylamsal çalışma ile ölçüldüğünü ve ortaya konduğunu ifade ediyor.

Öz denetim düşünce, dürtü ve duyguların üzerine çıkabilme becerisidir. Bu beceriye sahip olanlar ise okulda ve iş yaşamında daha başarılı olma eğilimindedir. Bu doğrultuda Baumeister öz denetimi yüksek kişilerin daha iyi ilişkiler kurduğunu, aynı zamanda daha mutlu, daha az stresli, fiziksel ve zihinsel olarak daha sağlıklı ve daha uzun yaşayan insanlar olduklarını gösteren çalışmalar olduğunu vurguluyor.

Baumeister‘ın çalışmaları öz denetimin tıpkı bir kas gibi egzersizle güçlendirilebilecek bir beceri olduğunu gösterirken, söz konusu egzersizlerin aynı zamanda oldukça yorucu olduğuna da işaret ediyor. Kendisi “Öğrenme ve Beyin” konferansında şunu vurguluyor: “Tek bir kaynağınız var; o da irade gücünüz ve bunu farklı şeyler için kullanmak mümkün.” Örneğin; eğer bir çocuk tüm iradesini duygularını kontrol etmek için kullanırsa, bir görevi gerçekleştirirken öz denetim sağlayamayacak kadar tükenmiş durumda olabilir. Karar alımlarında ve uzlaşmalarda da aynı irade kaynakları kullanılır. İnsanlar tükendiğinde ise eski istenmeyen davranışlara dönme, güdülerini dinleme olasılıkları artmakta, uzlaşma ve başkalarına güvenme ihtimalleri düşmektedir.

Olumlu sonuçlar elde etmek için öz denetimin önemini bilmek gerekiyor. Birçok çocuğun öz denetim için daima talepleri olduğu düşünüldüğünde, eğitimciler onların çabuk yorulmamaları için öz denetim kaslarının güçlenmesine nasıl yardımcı olabilir?

Zevki Geciktirme Stratejileri

Mischel’in çalışmalarına göre 4 ve 5 yaşındaki çocuklar için geçerli olan taktikler erişkinlerde de işe yarıyor. Bu taktiklerden en önemlisi ise dikkatini başka yöne yönlendirmek. Marshmallow testi sırasında, çocuklar bir odada önlerinde marshmallowla tek başlarına otururken ya şarkı söylemekte ya da başka bir yerde olduklarını hayal etmektedir.

Mischel bu durumu yürütme işlevi olan, amaçlı bir dikkatini başka yöne yöneltme eylemi olarak tanımlıyor ve ekliyor: “Akıllarında bir hedef var. Her biri aktif olarak tepkilerine ket vuruyor. Ellerini uzanıp marshmallowu almaktan alıkoyuyorlar.”

Çocuklar tarafından kullanılan bir diğer strateji ise araya mesafe koymak. Buna örnek olarak Mischel çocuklardan birinin araştırmacıyı geri odaya çağırmak için konulan zili alıp yavaşça ve son derece dikkatli bir şekilde masanın ucuna, kendinden olabildiğince uzağa ittiğini anlatıyor. Diğer çocuklar ise marshmallowun gerçek bir yiyecek olmadığını hayal ediyor, ona bir resimmiş gibi davranarak daha az çekici hale getiriyor.

Mischel çocuklara sonuçların beklemeye değdiğinin anlatıldığı Susam Sokağındaki bir Kurabiye Canavarı skecinde de çalışmış.

Orijinal marshmallow testi küçük ve homojen örneklemi yüzünden –zira tüm çocuklar Stanford öğretim kadrosunun ve lisansüstü öğrencilerinin çocuklarıydı – eleştiri yağmuruna tutulurken, Mischel South Bronx’taki öğrencilerle zevk erteleme çalışmalarını benzer sonuçlar alarak devam ettirdi. İşin sırrının ise hedefin akılda tutulması, tepkinin bastırılması ve hedefe doğru kat edilen ilerlemenin gözlemlenmesi olduğunu vurguluyor.

Mischel’in deyimiyle her insanın bir “sıcak sistemi” bir de “soğuk sistemi” bulunuyor ve ikisi de eşit derecede hayati öneme sahip. Sıcak sistem “savaş ya da kaç” tepkisinin geldiği yerdir; duygusal, basit, stres kaynaklı, tepkisel, hızlı, amigdala merkezlidir ve limbik sistemde gerçekleşir. Hayatta kalmak için aslidir ve erken gelişir. Sıcak sistem yükseldiğinde, soğuk sistem alçalır. Mischel zor koşullarda yaşayan çocukların çoğunlukla “sıcak sistemlerini” kullanmak zorunda kaldığına işaret ediyor.

Soğuk sistem ise bilişsel, karmaşık, düşünsel ve yavaştır. Frontal lob ile hipokampusta yer alır ve geç gelişir. Stresle birlikte sönümlenir ve öz denetim için hayatidir. Bu iki sistem zıt amaçlar için çalışır fakat ikisi de hayatta kalma ve başarı için son derece önemlidir.

Öğrencilerin zevki ertelemelerine, dolaysıyla öz denetim sağlamalarına yardım etmek söz konusu olduğunda Mischel deneyinin şimdiyi dondurmak ve sonrayı ısıtmakla alakalı olduğuna dikkat çekiyor. Bir diğer deyişle, şimdide olanlar sıcak sistemi uyarmakta ancak zevki ertelemek soğuk sistemi gerektirmektedir. Dolayısıyla bir öğrenciye üniversiteyi kazanması için tüm okul hayatı boyunca sıkı çalışmanın faydalı olacağını göstermeye çalışırken eğitimciler öğrencinin ertelenen ödülünün “sıcaklığını” göstermelidir.

“Buradaki kritik nokta ertelenen sonucu daha somut, bir bütün halinde ve sebep-sonuç ilişkisi içinde; şimdideki ödülü ise daha az ‘sıcak’ göstermektir. Çocuklar strese girdiklerinde, uzun erimli hedeflerini akılda tutmaları zorlaşmaktadır çünkü sürekli olarak ‘sıcak’ ya da stres kaynaklı sistemleri aktif durumdadır.”

Mischel’in önerdiği stratejilerle ilgili kendi deneyimleri de bulunuyor. Mischel eskiden günde üç paket sigara ve akşamları da pipo içiyordu. Sigara içmenin kötü olduğunu biliyor fakat sonuçları yeterince gerçekçi gelmediği için bırakamıyordu. Stanford Hastanesinde radyasyon tedavisine hazırlanan bir adamı gördükten sonra değişen fikirlerini şöyle ifade ediyor: “Bu görüntü ertelenen sonucun ısınmasına sebep oldu. Artık her sigara paketine uzanışımda, o görüntüyü hatırlıyorum.” Sonuç olarak; Mischel son derece kişisel olan bu görüntüyü kullanarak zevki ertelemiş ve sigarayı bırakmıştı.

Mischel çocukların öz denetimlerini geliştirmelerini sağlamak için eğitimcilerin çocukların kendi sıcak noktalarının tespit edebilmesine ve buna ulaşmak için kendi stratejilerini geliştirmelerine yardım etmelerini öneriyor. Örneğin; bir öğrenci arkadaşından gelen mesajların ödevini yapmasını engellediğini biliyorsa, odaklanmaya çalıştığında telefonunu kapatacaktır. Bu önceden belirlenmiş, özel bir tetik noktasına dayalı “eğer/öyleyse” planına dayalıdır.

Mischel araştırmaların insan beyninin, önceden düşünülenin aksine, çok daha eğitilebilir olduğunu iddia ediyor. Kendisi aynı zamanda böylesi bir bireysel haritalandırmanın duygusal zekanın gelişiminde kilit rolü olduğunu söylüyor ve bu haritalandırmayı nihai olarak daha fazla özgürlüğe, seçeneğe ve eylemliliğe doğru bir yol olarak görüyor. Bu sayede içgüdüsel olarak alınmış kararlar yerine, çocuklar uzun vadede kendilerine daha yararlı olacak kararları vermeyi öğrenebilirler.

Ancak Micshel şunu da vurguluyor: “Çocuklarımızın duygusal olarak sıcak olmalarını istemiyor değiliz; yalnızca bunu kontrol edebilmelerini istiyoruz. Aslına bakıldığında genç insanlar zevki ertelemekte ve öz denetimde daha da iyi hale gelmekteler. Geçtiğimiz 60 yılda zekanın artışı gibi, doğal olarak, diğer özelliklerimizde de gelişmeler mevcut. Bunu teknolojiye bağlayan Mischel, özellikle bir hedef koyulan, araya giren tepkilerin engellendiği ve söz konusu hedefe ulaşmak için dikkat-kontrol mekanizmasının kullanıldığı video oyunlarına dikkat çekiyor ve ekliyor: “Matematik ödevlerini yapmalarını engellese de video oyunlar yürütme işlevlerinin gelişmesinde inanılmaz derecede etkili olmakta.”

Son olarak, Mischel eğitimcilerin araştırmalarını sınıflarda kullanmanın verimli yollarını bulması halinde, öğrenci motivasyonunu artıracaklarına inanıyor.

 


Dipnotlar:

  1. Schwartz, K. (2016, Ocak 11). Research-based strategies to help children develop self-control [Web blog yazısı]. https://ww2.kqed.org/mindshift/2016/01/11/research-based-strategies-to-help-children-develop-self-control/ adresinden erişildi.