Büyük Değişim için Küçük Veri

Büyük Değişim için Küçük Veri

Orijinal Başlık: Small Data for Big Change 1

Küçük veri öğretmenler için ne anlama geliyor?

Büyük veriyi biliyorsunuz; bilgisayarların bir sonraki adımda ne olabileceğini algoritmalar ile hesapladığı devasa büyüklükteki dijital veri. Günümüzde küresel finans piyasaları böyle çalışıyor. Senin ve milyonlarca kişinin akıllı telefonunun ekranında aniden beliren kişisel reklamlar internet geçmişine ilişkin veriye dayanarak ortaya çıkıyor. Profesyonel basketbol liginde dahi, takım koçları oyun planlarını oyuncuların saha içindeki ve kenarındaki hareketlerini kayıt altına alan kameralar ve sensörlerden elde edilen veriler ile kurguluyor. Hatta Google’ın sizi sizden daha iyi tanıdığı söylenir.

Büyük verinin iyi bir hizmetçi olmakla birlikte kötü bir efendi olduğu artık biliniyor. İlk olarak, büyük verinin temel amacı bir sonraki adımda ne olabileceğini tahmin edebilmek üzere yeterli bilgiye sahip olmak ve bu bilginin hızlı bir şekilde işlenmesidir. Buna tahmini analitik denilmekte ve bu büyük verinin en önemli vaadini oluşturmaktadır. Bu durum meteoroloji ve şirketlerin stratejik planlamalarında değerli olabilirken, sağlık ve eğitim konularında dikkatli bir şekilde ele alınmazsa absürt durumlara yönlendirebilir.

Bunun yanı sıra, okullarda her bir öğrencinin yüz ifadelerini, sosyal etkileşimlerini, jest ve mimiklerini sensörler, hareket dedektörleri, kameralar ve mikrofonlar ile takip ederek bütün bir okul yılı boyunca ciddi miktarda veri toplanmasıyla ve bu verilerin bilgisayarda işlenmesiyle verilen kararlar öğrenciler üzerinde etik olmayan denemelere ve hatta bireylerin mahremiyetini gözlemeye götürebilir.

Büyük veri ayrıca dijital ölçme platformlarında ve uyarlanabilir öğrenme sistemlerinde (dijital öğretim) ortaya çıkıyor; öğrencilerin ölçme verilerinin kapasitesi büyüdükçe bu veriyi yeni modeller elde etmek için kullanma isteği de artıyor.

Son olarak, büyük veri genel itibariyle nedenselliği değil, olaylar arasındaki ilişkileri ortaya koyuyor. Korelasyon ilişkileri anlamakta önemli olmakla birlikte, bir durumun diğerinin sebebi olduğu anlamına gelmiyor.

Büyük verinin eğitim sistemlerinin sorunlarını çözümleyeceğine ve eğitimden sağlanan faydayı arttıracağına ilişkin yüksek beklentiler mevcut. Benim gibi sizde yalnızca veri biliminin böyle bir şeyi yapamayacağını düşünüyorsanız, yönünüzü başka bir şeye çevirmek isteyebilirsiniz. Küçük veriye ne dersiniz? Küçük veri, gittikçe daha fazla çift haneli rakamlar ve istatistikler ile yönetilen dünyada, öğretme ve öğrenme süreçlerinde gözle görülür veya kolayca ölçülebilir olmayan boyutları daha iyi anlamamızı sağlayabilecek bilgiye ihtiyacımız olduğu düşüncesinden ortaya çıkmıştır.

Öğretmenler, insanları gözlemlemenin, yüz yüze iletişimin ve eleştirel yansıtıcı düşünmenin sınıfta olanları anlamlandırmada ne kadar önemli olduğunu bilirler. Standart testler ve düşünce anketleri bazı genel eğilimleri belirlemeye yardımcı olabilir, ancak pedagojinin daha derinindeki gizleri ortaya çıkaramaz. Bu nedenle, küçük veri okullarda neyin en iyi olduğunun nedenleriyle birlikte tespit edilmesini sağlayabilecek bir araç olabilir.

Bunlar size tanıdık geldi mi? Aslında, küçük veri tecrübeli öğretmenlerin, doktorların, sosyal çalışmacıların ve psikologların çalışma süreçlerinin her zaman bir parçası olmuştur. İsmi dışında bu kavram yeni değil. Danimarkalı yönetim danışmanı Martin Lindstrom büyük eğilimleri ortaya çıkaran küçük ipuçlarını küçük veri olarak adlandırıyor. Okulda, bu küçük ipuçları sıklıkla öğretmenlerin ve öğrencilerin eylemlerini şekillendiren karmaşık değerler dokusu, davranış biçimleri ve kültürel unsurların içine gizleniyor. Eğitimi iyileştirmek için, küçük ipuçları içeren bu karmaşık sistemi anlayabilmek, diğer bir ifadeyle zayıf sinyallere ve küçük veriye karşı duyarlı olabilmek öncelik haline getirilmelidir.

Peki, tüm bunlar öğretmenler için ne anlama geliyor? İlk olarak, dünyanın birçok yerinde öğretmenler büyük verinin vaatlerine giderek daha fazla maruz kaldıklarında ve okulların veri takımlarında çalışmaları istendiğinde, öğretmelerin büyük veriyi savunanlara bir alternatif olarak değil ama okullarda veri temelli uygulamalar ve iyi veri elde edilmesi için tamamlayıcı olarak küçük verinin önemini hatırlatması gerekiyor. Küçük veriyi öğretmenlerin mesleki dağarcığının aktif bir parçası haline getirmek için, küçük veri, somut, üretken eylemlere dönüştürülmeli ve okul kültürünün bir parçası haline getirilmelidir.

Diğer taraftan, yazının devamında öğretmenlerin dikkate alabileceği küçük veriyi elde etme ve kullanmaya ilişkin bazı uygulamalar sunuluyor.

1. Profesyonel öğrenme için akran koçluğu

Akran koçluğu, öğretmenlerin küçük çalışma grupları içinde güncel öğretim uygulamaları üzerinde fikir belirtmek; mevcut uygulamalara ilişkin düzeltmeler, iyileştirmeler yapmak ve yeni beceriler geliştirmek; meslektaşlarından öğrenmek ve okulun gelişiminde birlikte rol almak amaçları doğrultusunda güvene dayalı bir süreç yürütmeleridir.

Akran koçluğu öğretmenlere yeni fikirlerini ve uygulamalarını güvenle test edebilecekleri bir ortam sunar. Korku ve kaygının olmadığı bu ortam ayrıca öğretmenlerin öğretimleriyle ilgili küçük ipuçlarını- küçük veriyi- daha iyi görebilmelerini ve daha ileri mesleki öğrenmelerinin yolunu açabilecek anlayışı sağlayabilir. Okulda öğretmenler arasındaki etkileşimde küçük verinin tespit edilmesine sistematik bir şekilde odaklanılması, okuldaki mevcut işbirliğine dayalı uygulamalarla ilgili kültürün gelişmesine katkı sağlayabilir.

2. Sınıflarda özgün ölçme yöntemlerinin kullanılması

Öğrencilerin okullarda öğrendiklerini değerlendirmeyi amaçlayan dış kaynaklı standart testler ve algoritmalara olan ilginin artmasıyla, sınıf temelli ve öğretmen yapımı testlerin rolü giderek azalmaktadır. Öyle ki, bazı ülkelerde, öğrencilerin dış kaynaklı testlerle ve sınıf ortamının tamamen dışından kişiler tarafından değerlendirilmesi sebebiyle, öğretmenler eğitimde ölçme ve değerlendirme konusunda üniversitede eğitim almıyor.

Küçük verinin etkili kullanımlarından biri de öğretmenlerin ve öğrencilerin yargılarına dayanarak geliştirilen özgün öğrenci değerlendirmeleridir. Öğrenci öz değerlendirmesi, portfolyo ya da yansıtıcı bir rapor şeklinde olabilir, öğrencilerin kendi öğrenme süreçleri hakkında konuşmalarını ve süreci açıklamalarını sağlamak için çok iyi bir yoldur. Öğrencilerin ifadeleri çoğunlukla öğretmenlerin öğretimleriyle ilgili olarak geliştirmeleri gereken önemli özellikleri ortaya çıkarabilecek küçük ipuçları- ya da küçük veri- içerir.

3. Öğrencilerin öğretilen konu hakkındaki görüşlerinin keşfedilmesi

Ben yıllarca okullarda matematik öğrettim. Çok geçemeden fark ettim ki; ilgilerini çekmemesinin de ötesinde birçok öğrenci matematikten hoşlanmıyor. Öğrencilerin neredeyse çoğunun matematiksel kavramlar ve olgular hakkında kendi fikirleri olduğunu gördüm. Öğrencilerin bu inançlarını somut konuşmalar, çizimler ve hikayelere dönüştürmesine yardım etmeden yakalayabilmek oldukça zor. Öğretmenlik yaptığım zamanlar, öğrencilerin matematik dünyası hakkında inançlarını anlayabilmek için sistematik bir şekilde küçük veri topladım (her ne kadar o zaman buna küçük veri demesem de). Yaptığım bu araştırma bana öğrencilerin matematiksel kavram yanılgılarına sahip olduklarını ve bu yanılgıları değiştirmenin çoğu zaman kolay olmadığını gösterdi. Standart testlerden elde edilen veriler öğretmeni bu gibi saklı kalmış bilişsel konularda bilgilendirmekte yeterli değil. Bu nedenle, küçük veri öğrencinin okulda öğrenebileceğinden daha az öğrenmesinin sebeplerini anlama konusunda öğretmene yardımcı olabilir.

Öğrencilerin düşüncelerini anlamak için kullandığım en temel yöntem ise çalışan bir matematikçi çizmelerini ve çizdikleri bu resim hakkında yorum yazmalarını istemekti. Bir öğrencinin yaşlı ve eski kıyafetler içinde bir adam çizdiğini ve matematikçileri genellikle şişman, demode giyimli ve arkadaşı olmayan (matematikçiler dışında), romantik ilişkisi veya sosyal yaşamı olmayan, çok fazla düşünmekten ve öfkeden alnında kırışıklıkları olan bir erkek olarak tasvir ettiğini hatırlıyorum. Zihninde matematikçiler hakkında böyle keskin bir imaja sahip olan bir öğrencinin matematiğe ilgisinin olmadığı ve ilerde matematikçi olmak gibi bir motivasyona sahip olmadığı kolayca anlaşılıyor.

Dolayısıyla tüm bunlardan ne sonuç çıkarmalıyız? Küçük veri, veri temelli politikalar oluşturma konusunda artan eğilimi karşılayabilecek güçlü bir fikir olabilir. Ancak küçük veri zaman alır.

Alberta ve diğer birçok yerde, her sınıf kademesinden öğretmenler sınıflarda, okul yönetim süreçlerinde ve bürokratik işlerde o kadar fazla zaman harcıyorlar ki, yaptıklarından daha fazlası istendiğinde ortak bir yakınma olarak vakitlerinin olmadığını ifade ediyorlar. Öğretmenler küçük veriyi kullanma ve öğretimin niteliğini iyileştirmeler konusunda uzmanlığa sahipler ancak meslektaşlarıyla çalışmak için daha fazla zamana ihtiyaçları var. Öğretmenlere böyle bir zaman sağlandığında, öğrencilerinin bir sonraki merkezi standart sınavda iyi bir not alıp alamayacakları konusunda daha az endişelenebilirler.


Dipnotlar:

  1. Sahlberg, P. (2017, Mayıs 30). Small Data for Big Change [Web blog yazısı]. https://www.teachers.ab.ca/Publications/ATA%20Magazine/Volume-97-2016-17/Number-4/Pages/Small-Data-for-Big-Change.aspx adresinden erişildi.