PISA 2012 Sonuçları ve Piyasa Temelli Eğitim

Orjinal Başlık: The PISA 2012 scores show the failure of ‘market based’ education reform 1

PISA 2012 sonuçları “piyasa temelli” eğitim reformunun başarısızlığını gösteriyor.

Gerçek anlamda başarılı eğitim sistemleri PISA’da her sosyo-ekonomik düzeyde yüksek başarı gösteren öğrencilere sahiptir

PISA 2012 Sonuçları ve Piyasa Temelli EğitimPISA sonuçları 12 yıl önce ilk kez paylaşıldığında, katılımcı ülkeler kendi okul sistemlerinin diğer ülkelerle kıyaslamasını görmek için sabırsızlanıyorlardı. Bugün beşinci PISA sonuçlarının açıklanmasına ülkeler arası kıyaslamalardan ve PISA’nın ulusal eğitim politikalarının belirlenmesindeki baskın rolünden çok, eleştiriler eşlik ediyor. Sınırlamalar ne olursa olsun, tüm dünyadan yarım milyonun üzerinde 15 yaş grubundaki öğrenciden elde edilen veriler ortada ve biz bu verileri okumak için elimizden geleni yapmalıyız.

PISA verilerini kullanmanın en uygun yolu; ülkelerin matematik, okuma ve fen performanslarını gösteren küresel lig tabloları oluşturarak onları övmek ya da utandırmak olmamalı. Fakat PISA verilerini raporlamak için kullanılan en yaygın yol bu. Finlandiya’da medya açıkça 2009’da matematikte 6. sırada olan ülkelerinin 12. sıraya düşmesini işaret ederek Fin okul sisteminin çöktüğünü vurguladı. İsveç haber ajansları ise daha da ileri giderek ülkenin her daim düşük olan PISA sonuçlarını ülke geleceğini risk altına alan “ulusal felaket” olarak değerlendirdi. Kanada’da olanlar da benzer bir endişe hikayesiydi. Amerika’daki otoriteler Amerikan ve Asyalı gençler arasında açılmakta olan öğrenme farkından ve bunun Amerika’nın ekonomik rekabetini olumsuz etkilemesinden endişe duyduklarını belirttiler. Diğer birçoğu ise, PISA değerlendirmelerini lig tablolarına bakarak elde ettiler.

Eğitim politikalarını bilgilendirmek için PISA sonuçlarının kullanılmasının diğer elverişsiz durumu ise, en yüksek puanları alan okul sistemlerine rağbet etmek ve bu sebeple verilerdeki yaygın bulguları gözden kaçırmak olarak düşünülebilir. PISA sonuçlarını değerlendirenler her yüksek puan alan okul sisteminin başarılı olmadığını göz önünde bulundurmalıdır. Bir okul sistemi; matematik, okuma ve fende OECD ortalamasının üzerindeyse ve öğrencilerin sosyo-ekonomik durumlarının öğrenme çıktıları üzerindeki etkisi ortalamadan daha zayıfsa “başarılı” sayılır. OECD ülkeleri arasında en başarılı eğitim sistemleri Kore, Japonya, Finlandiya, Kanada ve Estonya’nın eğitim sistemleridir.

Benim kişisel olarak PISA 2012 çalışmasından çıkardığım, moda olan Küresel Eğitim Reformu Hareketi’nin (KERH) nasıl da yanlış temeller üzerine kurulduğunu kanıtlamasıdır. İngiltere’nin 1988 Eğitim Reformu Hareketi’nden doğan ve Amerika’daki No Child Left Behind ve Race to the Top projeleri ile ivme kazanan Küresel Eğitim Reformu Hareketi bütün sistem gelişmeleri için pazar mekanizmalarının en iyi araçlar olduğunu varsaymaktadır. KERH dünyayı dolaşırken tüm eğitim sistemlerini “etkileyen” bir virüs gibi davranmaktadır. Enfeksiyonun tanısı aşağıdaki beş semptomun varlığıyla konulabilir:

Semptomların ilki; okul seçimi ve ebeveynlere doğru “tüketici” tercihlerini yapmaları için yardımcı olan lig tablolarıyla desteklenen okullar arası rekabetin artmasıdır. İkincisi, okul performanslarının birbirleriyle kıyaslanabilmesi için öğrencilerin ne öğrenecekleri ve ne öğretileceği ile ilgili olarak detaylı tariflerle eğitim ve öğretimin standardize edilmesidir. Üçüncüsü, standart testler uygulayarak okul performansları hakkında düzenli bilgi toplanmasıdır. Bu bilgi daha sonra öğrenci başarısı için öğretmenleri sorumlu tutmak için kullanılır. Dördüncüsü, öğretmenlik mesleğinin değersizleştirilmesi ve hızlı öğretmen yetiştirme ile öğretimin herkese erişilebilir olmasıdır. Beşincisi ise devlet okullarının kamu destekli özel okullara, ücretsiz okullara ve sanal okullara dönüştürülerek özelleştirilmesidir.

2012’de OECD, 65 eğitim sisteminden PISA verisini topladığında, KERH küresel çapta yayılmıştı. Bunun belli başlı kurbanları ise Amerika, İngiltere, Yeni Zelenda, Avusturalya, İsveç ve Şili’deki okullar ve topluluklardır. Yeni verilerin zenginliği ilginç bir soruyu ortaya çıkarıyor: PISA bulguları KERH’in temellerinin doğruluğunu mu destekliyor? KERH’in bu kanıtla nasıl ters düştüğünü görmek için PISA 2012’nin üç önemli bulgusuna göz atalım:

Okullara müfredat üzerinde özerklik veren ülkelerde öğrenciler genellikle daha iyi performans sergiliyor. Bu bulgu; KERH’in temel dayanağı olan haricen belirlenen öğretim standartlarının ve bununla paralel standart testlerin başarının önkoşulu olması ile tamamen zıt düşmektedir. PISA; başarının okullardaki işbirlikçi kültürle dengelenmiş profesyonel özerklikle ilişkili olduğunu göstermektedir. Yüksek performans gösteren eğitim sistemlerinde öğretmenlerin kendi eğitim-öğretim hedeflerini belirlediği, üretken öğrenme ortamları geliştirdiği ve okul gelişimini ve öğrenmeyi en iyi destekleyen şekilde farklı öğrenci değerlendirmeleri yaptıklarını gösteren deliller mevcuttur.

Yüksek düzeyde öğrenme çıktıları ve sistem genelinde eşitlik, çoğunlukla birbiriyle yakından ilgilidir. Eğitimde eşitlik, öğrencinin sosyo-ekonomik düzeyinin okuldaki başarısı üzerinde çok az etkisinin olması demektir. Bütün başarılı eğitim sistemlerinde eşitlik gündem maddeleri arasında önceliklidir. Eşitlik üzerine odaklanmak; evrensel erken çocukluk programlarına, okullardaki sağlık ve özel eğitim servislerine, resim, müzik, spor ve akademik çalışmaların eşit ağırlıkta dağıtılmasına öncelik vermek demektir. Kaynaklara erişimde adalet de eşitlik için önemli bir diğer faktördür. PISA 2012; adil kaynak erişiminin tüm okul sisteminin başarısıyla ilişkili olduğunu göstermiştir. Yüksek öğrenci performansı avantajlı ve dezavantajlı öğrencilerin eşit kaynak erişimi ile de ilişkilendirmiştir.

Okul tercihi eğitim sisteminin performansını geliştirmez. Okul tercihi ve okullar arasındaki rekabet eğitim sisteminde daha fazla ayrışmanın olmasına sebep olur. Bu da zamanla öğrenme fırsatları ve çıktıları eşitliği üzerinde olumsuz sonuçlar doğurabilir. Neticede, başarılı eğitim sistemleri okul tercihini genişletenlerden daha iyi performans sergilemektedir. Tüm başarılı okul sistemleri devlet okulları ve yerel okulların kontrolü için güçlü bir adanmışlık göstermektedir. PISA 2012 verileri kamu destekli özel okulların ve ücretsiz okulların yaygınlığının öğrenci başarısı ile görünen bir ilişkisi olmadığını göstermiştir.

PISA 2012 dünya çapında milyonlarca öğretmenin çağrısını bir kez daha teyit etmektedir : Maaşlarımızı arttırın. Öğretmenlere ödenenler hikayenin sadece bir kısmı iken, yüksek maaşlar daha çok genç insanın öğretmenlik mesleğini ömür boyu seçmelerini sağlayabilir. PISA sonuçları başarılı ülkelerin öğretmenlere daha fazla ödediğini ve toplumda daha saygın bir yer verdiğini göstermektedir.

PISA tablolarında daha üst sıralarda olmak isteyen ülkeler oraya gelmenin gerçek anlamda ne gerektirdiğini daha iyi anlamalılar.


Dipnotlar:

  1. Pasi Sahlberg, The PISA 2012 scores show the failure of ‘market based’ education reform, The Guardian, 8 Aralık 2013