Bir Bakışta Eğitim 2018

OECD tarafından her yıl yayımlanan Bir Bakışta Eğitim raporları, OECD ülkelerinin eğitim sistemlerine ilişkin verilerini ortaya koyarken, aynı zamanda uluslararası karşılaştırılmaların yapılmasına imkan sağlamaktadır. Raporun sağladığı çerçeve, eğitim sistemlerinin yıllar içindeki dönüşümünü takip etmek, izleme-değerlendirme çalışmalarında bulunmak açsından oldukça anlamlıdır. Dört başlık altında derlenen veriler, Türkiye için de önemli bulgular sunmaktadır. Raporun öne çıkan bulguları aşağıda paylaşılırken, detaylı inceleme ve değerlendirmelere TEDMEM Eğitim Değerlendirme Raporu 2018’de yer verilecektir.

A. EĞİTİM SÜREÇLERİNİN ÇIKTILARI

Eğitim süreçlerinin çıktıları, yalnızca toplumların değil, bireylerin de yaşam standardı ve refahı üzerinde belirleyici olmaktadır. Bu nedenle eğitimde fırsat eşitliğinin sağlanması, başta sosyal ve ekonomik hareketlilik olmak üzere sosyo-ekonomik çıktılarda sağlanacak gelişmeleri güvence altına almaktadır.

Ülkelerin mevcut nüfusunun eğitim düzeyi, hem beşeri sermayeye hem de nüfus ve iş gücü içindeki bireylerin beceri düzeylerine (belirli bir eğitim kademesinin kazanımları dikkate alınarak varsayılan) ilişkin bir tablo ortaya koymaktadır.

Yetişkinlerin eğitim düzeyleri incelendiğinde, lise ve üniversite mezunu olmayan nüfus oranları dikkat çekmektedir. Türkiye’de 25-34 yaş aralığında olup lise mezunu olmayan nüfus oranı %44’tür, bu oran %15 olan OECD ortalamasının neredeyse üç katına karşılık gelmektedir. Aynı veri cinsiyet bazlı olarak incelendiğinde Türkiye’de lise mezunu olmayan kadın oranının erkeklerden, OECD ortalamasında ise erkeklerin oranının kadınlardan daha fazla olduğu görülmektedir. Türkiye’de 25-34 yaş aralığında lise mezunu olmayan kadınların oranı %47,5; erkeklerin oranı %41,6’dır. Aynı veriler OECD ortalaması için sırasıyla %13,8 ve %17,1’dir. 25-34 yaş aralığında olup üniversite mezunu olanların oranı ise Türkiye’de %32, OECD ortalamasında %44’tür.

Eğitim düzeyi lise altında kalan 25-34 yaş aralığındaki yetişkinlerin oranı yıllar içinde azalırken, üniversite mezunu olanların oranı yıllar içinde artış göstermiştir.

Lise altı

Lise düzeyi

Üniversite düzeyi

 

Erkek

Kadın

Erkek Kadın Erkek

Kadın

2007

2017 2007 2017 2007 2017 2007 2017 2007 2017 2007

2017

Türkiye

55

42 67 47 30 27 20 21 16 31

13

32

OECD

22

17 19 14 49 46 44 37 30 38 38

50

Bu başlık altında öne çıkan göstergelerden bir diğeri ne eğitimde ne istihdamda olan gençlerin oranıdır. Eğitim süresi, düzeyi ve eğitimin niteliği, eğitimden iş yaşamına geçişte etkili olduğu gibi, işgücü piyasasının koşullarını, ekonomik çevreyi ve kültürel bağlamı da etkilemektedir.

18-24 yaş aralığındaki gençlerin durumu incelendiğinde ise ne eğitimde ne de istihdamda olanların oranının %31,1 olduğu görülmektedir ki bu oran OECD ülkeleri içindeki en yüksek orandır. OECD ortalamasında 18-24 yaş aralığındaki gençlerin %14,5’i ne eğitimde ne de istihdamdadır. Bu oran kadınlar için %15,5, erkekler için ise %13,5 olarak kaydedilmiştir. Türkiye’de ne eğitimde ne de istihdamda olanların oranı kadınlar için %43,5, erkekler için ise %19,1’dir. Kadınlar için kaydedilen oran OECD’deki en yüksek orandır. Türkiye, aynı zamanda kadınlar ve erkekler arasındaki farkın da en yüksek olduğu ülkelerden biridir. OECD ortalamasında bu fark %2 civarında iken, Türkiye’de %20’nin üzerindedir.

Türkiye’de 15-29 yaş grubunda olan gençlerin ise %42,5’i eğitimde, %30,3’ü istihdamda, %27,2’si ne eğitimde ne istihdamdadır.

Eğitim düzeylerine göre istihdam edilme ve işsizlik oranları hem eğitimin niteliği, hem de istihdam piyasasının işgücünden beklentileri açısından önemli bir çerçeve çizmektedir. Eğitim düzeyinin artması beceri havuzunu genişletirken, bireylerin istihdam edilebilirliğini de artırmaktadır. Ancak ülkenin ekonomik durumu, piyasada bulunan işler ve bu işlerin gerektirdiği beceri düzeyleri de, bu noktada belirleyici olmaktadır. 25-34 yaş grubunun eğitim düzeylerine göre istihdam edilme ve işsizlik oranları aşağıdaki gibidir:

  İstihdam Edilme Oranları İşsizlik Oranları
  Lise mezunu olmayan Lise Mezunu Üniversite mezunu Lise mezunu olmayan Lise Mezunu Üniversite mezunu
Türkiye 54 65 75 11,7 11,3 13,1
OECD 60 77 84 14,8 7,8 5,8

Bu tablodaki en çarpıcı veri üniversite mezunlarının işsizlik oranlarının lise mezunlarından daha yüksek olmasıdır; %13,1 olan Türkiye’deki üniversite mezunlarının işsizlik oranı, OECD ortalamasında %5,8’dir.

Eğitime ayrılan zaman ve eğitim harcamaları, aslında beşeri sermayeye yapılan yatırımlardır. Eğitim düzeyi daha yüksek olan bireylerin istihdam edilebilirliğinin daha yüksek olması ve daha fazla gelir elde etmeleri, kişilerin eğitimde geçirdikleri süreyi uzatmasında önemli bir etkendir. Eğitimin maliyeti ve getirisi bireylerin eğitimde kalmak veya iş gücüne geçmek arasındaki tercihleri üzerinde belirleyici bir rol oynamaktadır. Aşağıdaki tabloda yer verilen üniversite eğitiminin dolar bazındaki bireysel maliyeti ve getirisi gösterilmektedir.

  Bireysel Maliyet Geridönüş
  Kadın Erkek Kadın Erkek
OECD -41.700 -52.500 319.600 234.000
Türkiye -7.600 -11.600 201.500 211.300

Tabloya göre Türkiye’deki üniversite eğitiminin bireysel maliyeti OECD ortalamasından çok daha düşüktür. OECD ortalamasıyla kıyaslandığında Türkiye’de kadınların ve erkeklerin bireysel eğitim maliyetleri düşük olmasına rağmen, getiriler oransal olarak çok daha yüksektir. Matematiksel olarak ifade etmek gerekirse, OECD ortalamasında kadınlar ve erkekler için bireysel maliyetlerinin 7,7 ve 4,5 kat getirisi sağlanırken, bu oranlar Türkiye için 26,5 ve 18,2’dir.

Üniversite eğitiminin dolar bazında kamusal maliyeti ve getirisi ise ülkelerin eğitime yaptıkları yatırımın ne kadar anlamlı ve etkili olduğunu göstermesi bakımından önemlidir. Bu tabloya göre OECD ortalamasında üniversite eğitiminin dolar bazındaki kamusal maliyeti Türkiye’nin yaklaşık olarak iki katıdır.

  Kamusal Maliyet Geridönüş
  Kadın Erkek Kadın Erkek
OECD -44700 -48500 188100 116800
Türkiye -23200 -23800 93900 71200

B. EĞİTİME ERİŞİM

Okul çağında öğrencilerin okullaşma oranları ülke nüfuslarının eğitim düzeylerine dair çıkarımda bulunmak için oldukça önemlidir. Türkiye, OECD ve AB ortalaması için 16 ila 20 yaş arasında değişen okullaşma oranları aşağıda sunulmuştur. Ülke örnekleri incelendiğinde okullaşma oranlarındaki belirgin düşüşün 18 yaşta olduğu görülmektedir. Türkiye ile birlikte Brezilya, Şili, Yunanistan, Kore ve Yeni Zelanda bu yaş grubunda yüzde 25 veya daha fazla düşüşün yaşandığı ülkelerdir. 5-14 yaş aralığında olup, eğitime tam zamanlı katılan öğrencilerin okullaşma oranları ise Türkiye için %95, OECD ve AB22 Ortalaması için ise %98 olarak rapor edilmiştir.

16 Yaş 17 Yaş 18 Yaş 19 Yaş 20 Yaş
Türkiye 83 77 52 51 59
OECD Ortalaması 95 92 78 63 55
AB23 Ortalaması 96 94 84 67 57

Raporda, 25 yaş altında olup ortaöğretimden ilk kez mezun olanların oranı program türlerine göre karşılaştırılmaktadır. Türkiye’de genel ortaöğretim programlarından mezun olanların oranı %33 iken, mesleki eğitim programlarından mezun olanların oranı %38’dir. Bu oranlar OECD ortalaması için sırasıyla %50 ve %31, AB23 için %46 ve %35’tir. Türkiye ile birlikte Avusturya, Çek Cumhuriyeti, Lüksemburg, Hollanda, Slovak Cumhuriyeti, Slovenya ve Birleşik Krallık mesleki programlardan ilk defa mezun olanların oranının daha fazla olduğu ülkelerdir. 2005’ten 2016’ya tüm ülkelerde gözlemlenen bu artış yüzde 9 civarındadır. Türkiye ve Portekiz ise yüzde 23 artışla dikkat çekmektedir.

Kadınların istihdama katılımını etkileyen önemli faktörlerden biri erken çocukluk eğitimi ve bakım hizmetleridir. Ancak Türkiye’de üç yaş altındaki çocuklar için neredeyse erken çocukluk eğitimi ve bakım hizmeti bulunmamaktadır. Oysa uluslararası eğilimler, üç yaş altındaki çocuklar için bu kapsamdaki hizmetlerin arttığını göstermektedir.

Türkiye’de 3-5 yaş arasındaki okullaşma oranları ise olumlu bir gelişme kaydetmiş ve son 13 yılda neredeyse üçe katlanmıştır. Bu yaş grubundaki çocukların okullaşma oranları 2005 yılında %13, 2010 yılında %27, 2016 yılında ise %37 olarak tespit edilmiştir. AB23 ortalaması için bu rakamlar sırasıyla %81, %87 ve %89 iken, OECD ortalaması için sırasıyla, %75, %82 ve %86’dır.

Erken çocukluk eğitimi ve bakımı kapsamında (ISCED 0) çocuk başına yapılan yıllık harcama Türkiye’de toplam 3.591 dolar, OECD ortalamasında 8.759 dolar, AB22 ortalamasında ise 8.952 dolardır.

Yükseköğretime girmesi beklenen öğrenci oranları, hayatının bir noktasında yükseköğretim programlarından birine girmesi beklenen nüfus oranını ifade etmektedir. Bu veriler aynı zamanda yükseköğretimin erişilebilirliği ile yükseköğretim düzeyindeki bilgi ve becerilere sahip nüfus oranına ilişkin öngörüde bulunmayı sağlamaktadır. 31 ülkenin 24’ünde, yükseköğretime giriş yaşı 18 ila 20 yaş arasındadır. Türkiye’de ilk defa yükseköğretime girenlerin oranı ön lisans düzeyinde %49, lisans düzeyinde %61, yüksek lisans düzeyinde %11, doktora düzeyinde ise %1,1’dir. OECD ortalamasında ise bu oranlar sırasıyla %16, % 58, %24 ve %2,5’tir.

Yükseköğretimden mezun olması beklenen öğrenci oranları yüksek bilgi ve beceriye sahip nüfusun ve iş gücünün oranını ortaya koymaktadır. Türkiye’de tüm nüfus içinde ön lisans mezunu olanların oranı %25, lisans mezunu olanların oranı %34, yüksek lisans mezunu olanların oranı %5, doktoradan mezun olanların oranı ise %0,5’tir. İlk defa yükseköğretimden mezun olanların oranı Türkiye ortalaması için %60’tır. 2007 ile 2017 yılları arasında 25-34 yaş aralığında olup yükseköğretim mezunu olanların oranı yüzde 17 artmıştır; OECD ortalamasındaki bu artış yüzde 10 ile sınırlı kalmıştır.

Eğitimde yukarı yönlü hareketlilik Türkiye’nin karşı karşıya olduğu önemli zorluk alanlarından biridir. Ebeveynleri yükseköğretim mezunu olmayan yetişkinlerin %73’ünün kendileri de yükseköğretim mezunu olamamaktadır. Bu oran OECD için %36’dır.

C. EĞİTİME AYRILAN FİNANSAL KAYNAK

Ülkelerin kamu harcamaları içerisinde eğitime ayrılan bütçenin temel belirleyicisi kaynak dağılımıdır. Bu dağılım aynı zamanda hükümetlerin politika programları ile toplumsal talep arasındaki tercihlerini yansıtmaktadır. Eğitime ayrılan kaynağın eğitimsel çıktılara etkisi belirli bir noktaya kadar pozitif bir etki sağlamaktadır. Eğitime ayrılan kaynağın büyüklüğü ve bu kaynakların iç dağılımları, eğitim sistemlerini incelerken temel faktörlerden biri olarak ele alınmaktadır.

Öğrencilere yönelik yapılan harcamalara bakıldığında Türkiye’de öğrenci başına ilkokuldan yükseköğretime kadar yaklaşık 4.652 dolar harcama yapılırken, OECD ülkeleri ortalamasında 10.520 dolar harcama yapıldığı görülmektedir 1. Türkiye’de yapılan harcama oranı OECD ortalamasının yarısından az olup, Türkiye OECD ülkeleri arasında Meksika’dan sonra en az harcamanın yapıldığı ülkedir.

Bir Bakışta Eğitim 2018 Raporunda kademelere göre ülkelerin öğrenci başına yaptıkları harcamalara da yer verilmektedir. Bu harcamalar OECD ülkeleri ortalaması için ilkokul seviyesinde 8.631, ortaöğretim seviyesinde 10.010 ve üniversite seviyesinde 15.656 dolardır. Türkiye’de ise bu harcamalar sırasıyla 4.134, 3.511 ve 8.901 dolardır. Türkiye ile diğer OECD ülkeleri arasında kademeler bazında yapılan harcamalara yönelik dikkat çekici farklılık bulunmaktadır. OECD ülkeleri ortalamasında ortaöğretimde öğrenci başına yapılan harcama ilkokula kıyasla daha yüksekken, Türkiye’de bu durum tam tersidir. Türkiye’ye yönelik benzer durumdaki diğerler ülkeler arasında Lüksemburg, Şili ve Birleşik Krallık bulunmaktadır.

  OECD Türkiye
Genel 10.520 $ 4.652 $
İlkokul 8.631 $ 4.134 $
Ortaöğretim 10.010 $ 3.511 $
Üniversite 15.656 $ 8.901 $

Yapılan harcamalar kadar bu harcamaların gayri safi yurtiçi hasıla ve kişi başına düşen milli gelir içindeki yerleri de önemli bir göstergedir. Türkiye ile OECD ülkeleri ortalamasında belirgin bir farklılık bulunmamaktadır. İlkokul seviyesinden üniversite seviyesine kadar gayri safi yurtiçi hasıla içinden eğitim kurumlarına ayrılan pay OECD ülkeleri ortalamasında %5 iken, bu oran Türkiye’de %4,8’dir. Öğrenci başına gerçekleştirilen yıllık eğitim harcamaları Türkiye’de kişi başına düşen millî gelirin %17’sini oluşturmaktadır. Bu oran OECD ülkelerinde %24’tür.

Eğitime yönelik yapılan harcamaların kaynakları özel ve kamusal harcama oranlarında ülkeden ülkeye farklılık göstermektedir. OECD ortalamasında ilkokul ve ortaöğretim kademelerinde kamu kaynaklarından yapılan harcama eğitim harcamalarının %90’ını, özel kaynaklardan yapılan harcama ise %9’unu oluşturmaktadır. Bu oranlar Türkiye özelinde sırasıyla %81 ve %19’dur. Aynı değerlere yükseköğretim seviyesinde bakıldığında OECD ortalamasında kamusal harcama oranının %75,Türkiye’de ise %66 olduğu görülmektedir.

  OECD Türkiye
  Kamu Özel Kamu Özel
İlkokul ve
Ortaöğretim
90 9 81 19
Üniversite 75 25 66 31

Yıllar bazında değişime bakıldığında ise Türkiye’de 2011-2015 yılları arasında, ilköğretim ve yükseköğretim kurumlarına yapılan kamu harcamalarındaki değişimin %17 ile OECD ülkeleri arasındaki en yüksek artış olduğu görülmektedir. Kamu harcamalarındaki artışa rağmen, kamu harcamaları içinde toplam harcamalardan eğitim kurumlarına ayrılan pay, 2011’de %82’den 2015’te %79’a düşmüştür. Bu durum, özel harcamaların daha hızlı arttığına işaret etmektedir.

Eğitime yönelik yapılan harcamalar içinde sermaye harcamalarının payı Türkiye için %14’tür. Türkiye’de yükseköğretim kademesinde, sermaye harcamaları toplam harcamaların %22’sini oluşturmaktadır ve bu oran %12 olan OECD ortalamasının iki katıdır.

Eğitim finansmanında dikkat çeken bulgulardan bir diğeri de öğrenci başına düşen öğretmen maaşı maliyetidir. Türkiye’de hem ilkokul hem de ortaokul seviyelerinde öğrenci başına düşen öğretmen maliyeti OECD ülkeleri ortalamasının yarısıdır. İlkokul düzeyinde OECD ortalamasında öğrenci başına düşün öğretmen maliyeti 2.936 dolar iken, Türkiye’de bu rakam 1.258 dolara düşmektedir. OECD ülkelerine kıyasla Türkiye’de öğretmenlikte geçirilen süre artsa da öğretmen maaşları neredeyse sabit ilerlemektedir. Türkiye’de işe yeni başlamış bir öğretmen maaşı ile en yüksek öğretmen maaşı arasındaki fark %27’dir. Bu oran diğer OECD ülkelerinde %76 ila %80 arasında değişmektedir.

D. ÖĞRENME ORTAMLARI VE OKULLAR

Bir Bakışta Eğitim 2018 Raporunda okullardaki yaşamın genel bir fotoğrafını çekmeye yardımcı olacak veriler de yer almaktadır. Bu kapsamda raporda öğretmenler, öğrenim ortamı ve okulların organizasyonu, öğretim süresi, öğretmenlerin çalışma zamanı ve öğretmenlerin ve okul müdürlerinin maaşlarına dair bilgilere yer verilmektedir. Raporda sunulan bu göstergeler sadece eğitim politikaları ile müdahale edilebilecek alanları göstermekle kalmamakta, aynı zamanda eğitim kalitesine ve eğitimin öğrenciler için bireysel sonuçlarına yönelik bilgiler de sağlamaktadır.

OECD ülke ve ekonomilerinde zorunlu öğretim süresi ortalama 7.533, AB22 ortalamasında 7.250 saattir. Bu süreler devlet okulları için geçerli olmakla birlikte, ilkokul ve ortaokul kademelerini de kapsamaktadır. Türkiye’deki zorunlu eğitimin süresi ise ilkokulda 2.880 ve ortaokulda 3.371 saat olup, toplam zorunlu eğitim süresi 6.251 saattir. Bu veriler Türkiye’deki ders saatlerinin OECD ülkeleri ve AB22 ülkelerinden fazla olduğu varsayımının gerçek dışı olduğunu kanıtlar niteliktedir. Türkiye OECD ortalamasında 1.740, AB22 ortalamasından ise 1.457 saat daha az zorunlu ilköğretim süresine sahiptir.

OECD ortalamasında ilköğretim öğrencileri için zorunlu öğretim süresi yılda 799 saat, ortaöğretim öğrencileri için ise 913 saattir. Buna göre OECD ortalamasında ortaokul öğrencileri yılda ortalama 114 saat fazla zorunlu eğitim almaktadır. Türkiye’deki ilköğretim öğrencileri ise yılda ortalama 720 saat zorunlu eğitim süresine sahipken, ortaokulda bu süre 843 saate çıkmaktadır.

OECD ülkeleri genelinde, ilkokul öğrencileri zorunlu eğitim süresinin %51’inde okuma, yazma ve edebiyat, matematik ve görsel sanat dersleri görmektedir. Türkiye’de okuma, yazma ve edebiyat ilköğretim programının %30’unu matematik ise %17’sini oluşturmaktadır. OECD’de bu oranlar sırasıyla %25 ve %17’dir. Türkiye’de uygulanan ilkokul öğretim programı esnek bir program olmayıp seçmeli ders yoktur. Hollanda ve İngiltere’de ise ilkokul programları tamamen esnektir. OECD ülkeleri genelinde ilkokul öğretim programlarında seçmeli ders oranı (esneklik) %7’dir. Ortaokul programında ise seçmeli ders oranı OECD’de %12 iken, Türkiye’de %16’dır.

OECD ülkeleri ortalamasında eşdeğer Amerikan doları cinsinden dönüştürülmüş 2 yıllık öğretmen maaşları incelendiğinde, OECD ülkelerinde mesleğe yeni başlayan bir öğretmenin 33.160 dolar kazandığı, 15 yılın sonunda ise maaşının 46.780 dolara ulaştığı görülmektedir. Öğretmenlerin en üst kıdeme ulaştığında alabileceği maaş 59.153 dolara karşılık gelmektedir. Türkiye’de ise mesleğe yeni başlayan bir öğretmen 26.219 dolar alırken, 15 yılın sonunda maaşı 28.853 dolara ulaşmaktadır. Üst kıdemdeki maaşı ise 33.288 dolar değerindedir. OECD ülkelerinde mesleğe yeni başlayan bir öğretmenin maaşı ile en üst kıdemde alabileceği maaş arasında %76-80 arasında fark varken, Türkiye’de mesleğe başlayan bir öğretmen en üst kıdeme ulaştığında başlangıç maaşından yalnızca %27 oranında fazla almaktadır. OECD ülkeleri ortalamasında okul müdürlerinin minimum maaşı 48.316 dolar iken maksimum maaşı 81.872 dolardır. Bu oran Türkiye için sırasıyla 26.760 ve 33.288 dolardır. Türkiye Polonya’dan sonra okul müdürü maaşının en düşük olduğu ülkedir.

Dönüştürülmüş eşdeğer USD cinsinden Başlangıç maaşı 15 yıllık deneyim sonrası maaşı En üst ölçekteki maaşı
Türkiye 26.219 28.853 33.288
OECD 33.160 46.780 59.153

Sınıf başına düşen ortalama öğrenci sayısı Türkiye için ilkokulda 21, ortaokulda ise 24‘tür. Bu sayılar OECD ortalaması için 21 ve 23; AB22 ortalaması için ise 20 ve 21’dir. Kurum türüne göre bakıldığında devlet okullarında sınıf başına düşen öğrenci sayısı Türkiye için ilkokulda devlet okullarında 21, özel okullarda ise 18’dir. OECD ülkeleri ortalamasında devlet okullarında sınıf başına 21 öğrenci düşerken, özel okullarda ise sınıf başına 20 öğrenci düşmektedir. AB ortalamasında ise bu oranlar sırasıyla 20 ve 19’dur. Ortaokul kademesinde devlet okullarında sınıf başına düşen öğrenci sayısı Türkiye için devlet okullarında 24, özel okullarda ise 17’dir. OECD ülkeleri ortalamasında devlet okullarında sınıf başına 23 öğrenci düşerken, özel okullarda sınıf başına 22 öğrenci düşmektedir. AB ortalamalarında ise bu oranlar sırasıyla 21 ve 21’dır.

Türkiye’de, ilkokul kademesinde öğretmen başına düşen öğrenci sayısı 18, ortaokulda ise 15’tir. Genel ortaöğretim için bu oran 11 iken, mesleki eğitim için 14’tür. OECD ortalamasında ilkokuldaki oran 15, ortaokuldaki oran 13, genel ortaöğretimdeki oran ise 13 olarak tespit edilmiştir.

Mesleki eğitim için ise bu oran 14 olup Türkiye ile aynıdır. AB ortalaması ilkokulda 15, ortaokulda 11, genel ortaöğretimde 12 ve mesleki eğitimde ise 13’tür.

  İlkokul (Devlet) İlkokul(Özel) Ortaokul (Devlet) Ortaokul(Özel)
Türkiye 21 18 24 17
OECD 21 20 23 22

Ortaokul kademesinde yıllık resmi olarak öğretmenlerin öğretime ayırdığı süre OECD ülkeleri ortalamasında 2000 yılında 686, 2005’te 680, 2015’te ise 704’tür. Türkiye için bu oranlar üç dönemde de 504 olarak sabit kalmıştır.

Öğretim kademesi yükseldikçe öğretmenlerin öğretime harcadıkları net öğretim sürelerinin azalma eğiliminde olduğu söylenebilir. Öğretmenlerin öğretime ayırdıkları yıllık net öğretim süreleri, OECD ortalamasında okul öncesinde 1044, ilkokulda 784, ortaokulda 703, ortaöğretimde ise 657 saat öğretime ayrılmaktadır. Bu süreler Türkiye için sırasıyla 1080, 720, 504 ve 504 saat olarak saptanmıştır.


Dipnotlar:

  1. Belirtilen değerler SAGP’ye göre uyarlanmış olarak sunulmaktadır.
  2. Belirtilen değerler SAGP’ye göre uyarlanmış olarak sunulmaktadır.