Öğretim Programı Taslaklarında Değerler Eğitimi

Öğretim Programı Taslaklarında Değerler Eğitimi

13 Ocak 2017 tarihinde kamuoyunun görüşlerine sunulan öğretim programlarında programları yenilemenin veya güncellemenin ana gerekçelerinden birinin de millî ve manevi değerlerin kazandırılmasına verilen önemin artırılması olduğu vurgulanmıştır. Her bir dersin öğretim programının başlangıç kısmında “Öğretim Programında Değerler Eğitimi” başlığı altında açıklamalar ve bir değerler dizisi yer almıştır. Bu başlık altında yer alan açıklamalara ilişkin değerlendirmelere geçmeden önce Bakanlık tarafından paylaşılan “Değerler Eğitimi” ile ilgili açıklamaları hatırlamakta yarar görülmektedir. Bu açıklamalardan bazıları aşağıda alıntı şeklinde aktarılmıştır: Devamını Oku

Türkiye'de ve Başka Ülkelerde Okul Terkleri ve Devamsızlık

Türkiye’de ve Başka Ülkelerde Okul Terkleri ve Devamsızlık

TEDMEM Uzmanı Dr. Sabiha Sunar tarafından Öğretmen Dünyası Dergisi için kaleme alınan bu yazı, Mart 2016 sayısında yayımlanmıştır.

Okul terki ve devamsızlık, eğitimin niteliğine yansımaları ve olası sosyal sonuçları dikkate alındığında pek çok ülkede olduğu gibi ülkemizde de üzerinde öncelikli politika geliştirme çalışmaları yapılması önemli görülen alanlardan birisidir. Ulusal ve uluslararası raporlarda yer alan Türkiye verileri problemin boyutuna dikkat çekmektedir. Devamını Oku

Üstün Yetenekliler ve Gerçeklik

Üstün Yetenekliler ve Gerçeklik

TEDMEM Koordinatörü Dr. Mehmet Palancı tarafından Artı Eğitim Dergisi için kaleme alınan bu yazı, Aralık 2015 sayısında yayımlanmıştır.

Davranış ve yaşamla ilgili bazı kavramlar doğası gereği oldukça ilgi çekici ve popülerdir. Hipnoz gibi… Hafıza teknikleri gibi… Beden dili ya da yüz ifadesinden kişilik analizi gibi… Uzmanlaşmış saygın psikoloji alanı çalışanlarının aylar sürecek incelemelerle erişemeyeceği derinlikte kişilik-davranış çözümlemelerini bir çırpıda söylemenin keyif ve iddiasının kolaycılığı, çoğu durumda sıkıcı psikoloji makaleleri ile uğraşmaktan daha cazip olsa gerek. Devamını Oku

Özel Eğitim Öğretmenliği Yetiştirme Sürecine İlişkin Değerlendirmeler

Özel Eğitim Öğretmenliği: Yetiştirme Sürecine İlişkin Değerlendirmeler

Öğretmenlerin istihdamına ilişkin 2015 yılında yaşanan önemli gelişmelerden biri, Özel Eğitim Öğretmenlerinin yetiştirilme süreciyle ilgilidir. Yükseköğretim Kurulu’nda gerçekleştirilen Özel Eğitim alanında öğretmen yetiştirme sorunlarının ele alındığı toplantı sonrasında yapılan açıklamalarda, Zihinsel Engelliler, İşitme Engelliler, Görme Engelliler ve Üstün Zekâlılar/Yetenekliler Öğretmenliği olarak ayrı ayrı verilen lisans eğitimlerinin birleştirilerek, “Özel Eğitim Öğretmenliği” adı altında yeni ve tek bir lisans programı oluşturulmasının planlandığı bilgisi paylaşılmıştır. Hatırlanacağı üzere, 2014 yılında Talim ve Terbiye Kurulu tarafından öğretmenlik alanları, atama ve ders okutma esaslarına ilişkin gerçekleştirilen düzenleme kapsamında Zihinsel Engelliler Öğretmenliği, İşitme Engelliler Öğretmenliği ve Görme Engelliler Öğretmenliği lisans programlarından mezun olanlar “Özel Eğitim Öğretmeni” olarak atanmaya başlamıştır. Bu düzenlemeyle uyumlu olduğu ileri sürülen özel eğitim öğretmenliklerinin tek çatı altında toplanması önerisine yönelik gerekçe ise özel eğitim öğretmenlerine duyulan ihtiyacın her geçen gün artacağının öngörülmesi olarak ifade edilmiştir. “Özel Eğitim Öğretmenliği” lisans programlarıyla ilgili şu açıklamalar dile getirilmiştir: Devamını Oku

Vakıf Yükseköğretim Kurumları Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik Taslağı’na İlişkin Görüşlerimiz

Vakıf Yükseköğretim Kurumları Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik Taslağı’na İlişkin Görüşlerimiz

Bu raporda yapılacak olan değerlendirme, yükseköğretimde özerklik bağlamında ele alınacaktır. Çünkü hazırlanan taslak yönetmelik üniversitelerde akademik, idari, mali ve ekonomik konularda denetimi içermektedir. Elbette her ülke yükseköğretimdeki kurumsal özerkliğinin sınırlarını kendi yasal metinleri ile toplumsal, tarihi ve kültürel bağlamına göre oluşturur. Ancak eğitim basamakları içerisinde küresel eğilimlere en duyarlı kademe yükseköğretimdir. Bundan dolayı Bolonya sürecine dâhil olmuş bir ülke olan Türkiye’nin dünyada ve AB ülkelerinde giderek demokratikleşip özerkleşen üniversite anlayışından uzak kalması düşünülemez. AB’de bağımsız kalite güvence kuruluşu olmayan tek ülkenin Türkiye olduğu düşünülürse, konunun önemi daha iyi anlaşılacaktır. Kaldı ki, Yükseköğretim Kurulu yakın zamanlarda Yükseköğretim Kalite Güvencesi Yönetmelik taslağını yayımlamıştır. Bu yönetmelik daha özerk ve şeffaf yükseköğretim kurumları için olumlu bir girişimdir. Bunun yanı sıra uzun yıllardır üzerinde tartışılan çeşitli yükseköğretim yasa taslakları da daha özerk üniversite beklentilerini içermektedir. Bu bağlamda dünyada makul düzeylerde özerkleşme benimsenirken, Türkiye’de kontrolü artırmaya dönük yönetmeliklerin gündeme gelmesi düşünülmesi gereken bir husustur. Devamını Oku

Özel Öğretim Kurumları Yönetmeliği'nde Yapılan Düzenlemelere İlişkin Değerlendirmeler

Özel Öğretim Kurumları Yönetmeliği’nde Yapılan Düzenlemelere İlişkin Değerlendirmeler

TEDMEM tarafından değerlendirilmesi yapılan Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) dershanelerin kapatılmasına yönelik gerekçeli kararının kamuoyuna duyurulmasını takiben gelinen noktada Milli Eğitim Bakanlığı’nın (MEB) nasıl bir yol haritası izleyeceği konusu belirsizliğini korumaktaydı. Bu belirsizliklerin başında ise, 5580 Sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu’nda ve ona dayalı mevzuatta ‘dershane’ ibaresinin bulunmamasından kaynaklı olarak ortaya çıkan yasal boşluğun nasıl doldurulacağı yer alıyordu. Millî Eğitim Bakanı Sayın Nabi Avcı açıklamalarında, oluşan boşluğun yönetmelikte yapılacak düzenlemelerle çözüleceğini ifade etmişti. 8 Ağustos 2015 tarihinde yayınlanan yönetmelikte kanunla kaldırılan “dershane” ibaresinin yerine “özel öğretim kursu” tanımı getirildi ve bu kursların hangi kapsamda ve içerikte hizmet verebileceğine ilişkin kararlar açıklandı. Bu doğrultuda AYM kararının yönetmelikle fiili karşılık bulmasının hukuki boyutu, yönetmelikte yapılan değişikliklerin neleri gündeme getirdiği, bu düzenlemelerin eğitim sistemiyle ilişkisi, öğrencilere ve bu kursların sağlayıcısı olan özel teşebbüslere etkisi tartışılmaya değer ana temalar olarak ortaya çıkmaktadır. Devamını Oku

Anayasa Mahkemesi'nin Dershanelerin Kapatılmasına Yönelik Gerekçeli Kararına İlişkin Değerlendirmeler

Anayasa Mahkemesi’nin Dershanelerin Kapatılmasına Yönelik Gerekçeli Kararına İlişkin Değerlendirmeler

14 Mart 2014 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanması ile resmen yürürlüğe giren Milli Eğitim Temel Kanunu ile Bazı Kanun ve KHK’larda Değişiklik Yapan 6528 Sayılı Kanun ile eğitim sisteminde büyük çaplı değişiklikler yapılmıştı. Bu değişikliklerin yedi maddesi 5580 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu’na, 12 maddesi de yaklaşık 17 ay önce çıkarılan 652 Sayılı Milli Eğitim Bakanlığı’nın Teşkilat ve Görevleri Hakkında KHK’ya ilişkin düzenlemeleri içermekteydi. Bu düzenlemeler özünde, dershanelerin kapatılması, özel öğretim kurumları ile Milli Eğitim Bakanlığı’nın merkez ve taşra teşkilatının yeniden yapılandırılması ve öğretmen atamalarıyla ilgiliydi. Kanunun iptal edilmesi yönündeki başvurunun gerekçeli kararı ise 24 Temmuz’da açıklandı. Devamını Oku

2015 TEOG Tercih ve Yerleştirme Sistemi Üzerine TEDMEM Görüşleri

2015 TEOG Tercih ve Yerleştirme Sistemi Üzerine TEDMEM Görüşleri

2013-2014 eğitim öğretim yılında ilk kez uygulanan TEOG (Temel Eğitimden Ortaöğretime Geçiş) sistemine ilişkin tartışmalar, sık yapılan değişiklikler ve artan sınav sayısı üzerinde yoğunlaşmıştı. Ancak daha büyük sorunlar ve tartışmalar, tercih ve yerleştirme döneminde açığa çıkmıştı. Bu doğrultuda MEB, 2014-2015 eğitim öğretim yılında gerçekleşen TEOG’da yapılacak tercih ve yerleştirme sürecinin daha sağlıklı ilerlenmesi amacıyla TEOG Tercih ve Yerleştirme Kılavuzunda kapsamlı bir değişiklik yaptı. Devamını Oku