Kariyer Rehberliği ve İşveren Katılımı

Kariyer Rehberliği ve İşveren Katılımı

Yapay zekâ, artırılmış gerçeklik, robotik, nanoteknoloji, nesnelerin interneti, malzeme bilimi, 3 boyutlu yazıcılar, sürücüsüz araçlar gibi alanlarda son yıllarda gerçekleşen gelişmeler bazı işlerin otomatikleşmesine, yeni iş alanlarının ortaya çıkmasına dolayısıyla da iş gücü piyasasının gerektirdiği ve talep ettiği becerilerde dönüşüme sebep olmaktadır. Hızla değişen işgücü piyasası ise hem eğitim hem de meslek seçimlerini daha önemli hale getirmekte ve karar almayı güçleştirmektedir. Bu tür kararlar alırken bireye gerekli desteğin sağlanamaması durumunda, karar almak güçleşmekte ve bireyin kendisine ve işgücü piyasasının ihtiyacına uygun olmayan kararlar alınabilmektedir. Yanlış kararlar ise işsizlik, beceri uyuşmazlığı, tatmin edici olmayan istihdam olanakları gibi bireysel ve sosyal pek çok olumsuz sonuç doğurmaktadır.

Genç işsizliğini azaltmak, gençleri en verimli dönemlerinde işgücüne katmak ve onların yaratıcı ve dinamik potansiyellerini ekonomiye dâhil etmek adına politikalar geliştirilmesi gereklidir (TEDMEM, 2019). Gençlerin kendilerine ve işgücü piyasasının ihtiyaçlarına uygun eğitim ve kariyer kararları alabilmelerini amaçlayan “kariyer rehberliği” başlıca çalışma alanlarından biri olmalıdır. Buradan hareketle, hazırladığımız bu değerlendirme yazısında “kariyer rehberliği” temasını ele aldık. Devamını Oku

Erken Çocuklukta Pedagojik Yaklaşım ve Uygulamalar

Erken Çocuklukta Pedagojik Yaklaşım ve Uygulamalar

Nitelikli bir erken çocukluk eğitimi ve bakımının çocukların gelişim ve öğrenmesi üzerinde güçlü etkileri olduğu konusunda genel bir fikir birliği vardır (Melhuish vd., 2015). Pek çok uluslararası araştırma, nitelikli erken çocukluk eğitimi ve bakımının ileriki dönemde okul başarısına temel oluşturan dil, okuma, matematik ve sosyo-duygusal becerilerinin gelişimi için faydalı olduğunu ortaya koymaktadır (Burchinal, 2016; Melhuish vd., 2015; Yoshikawa ve Kabay, 2015). Dezavantajlı çocuklar için de önemli etkileri olan erken çocukluk eğitimi, bu çocukların lise bitirme oranlarının 2,8 kat artması ile ilişkilendirilmiştir (Wall, Litjens ve Taguma, 2015).

Söz konusu veriler çocukların gelişim ve öğrenmesini destekleyecek uygulamaların nitelikli bir erken çocukluk eğitimi ile doğrudan ilişkili olduğuna işaret etmektedir. Bu doğrultuda erken çocukluk eğitiminde niteliğin bileşenlerinin neler olduğu ve nasıl ele alınacağı önem taşımaktadır. Nitelik genel olarak; mevcut fiziksel koşullar, maddi kaynaklar ve insan kaynağı gibi boyutlardan oluşan “yapısal kalite” ve çocukların öğretmenler ve akranları ile etkileşimlerini içeren “süreç kalitesi” bileşenleri üzerinden ele alınmaktadır (Schleicher, 2019).

Hem yapısal kalite hem de süreç kalitesinin erken çocukluk eğitiminin niteliğiyle ilişkisini ortaya koyan çok sayıda çalışma bulunmaktadır. Bu çalışmaların büyük bir kısmı öğrenci-öğretmen oranı, sınıf mevcudu ya da öğretmen eğitimi gibi ölçülmesi görece daha kolay olan yapısal kaliteye yönelik değişkenlere odaklanmaktadır. Pedagojik etkileşimlerin doğasıyla yakından ilişkili olan süreç kalitesine yönelik ise sınırlı sayıda araştırma bulunmaktadır (Wall, Litjens ve Taguma, 2015). Oysa çocukların derin bir bilgi birikimine ve geniş bir sosyal beceri yelpazesine sahip, hayat boyu öğrenen bireyler olmalarına yardımcı olmak için erken çocukluk döneminde pedagojik yaklaşım ve uygulamaların öğrenmeyi nasıl etkilediğini anlamak gerekir.

Bu değerlendirme yazısının amacı, çocukların iyi olma halini destekleyecek, fırsat eşitliğine katkı sağlayacak, çocukların okula ve hayata hazırlanmalarını kolaylaştıracak nitelikli bir erken çocukluk eğitimi ve bakımı için etkili olan pedagojik yaklaşım ve uygulamaları değerlendirmektir. Bu amaçla ilk olarak, erken çocukluk eğitimi ve bakımının önemi ele alınacak ve erken çocuklukta öne çıkan pedagojik uygulama ve yaklaşımlar incelenecektir. Ardından farklı ülkelerde uygulanan pedagojik yaklaşımlar karşılaştırılacak, sonraki bölümde ise pedagoji ve eğitim programları arası ilişkiye değinilecektir. Son olarak, Türkiye özelinde erken çocukluk dönemine ilişkin değerlendirmelere yer verilecektir. Devamını Oku

Okul Yöneticilerinin Atama ve İstihdam Süreçleri: Karşılaştırmalı bir Perspektif

Okul Yöneticilerinin Atama ve İstihdam Süreçleri: Karşılaştırmalı bir Perspektif

Okul yöneticilerini belirleme ve istihdam süreçleri ile okul yöneticilerinin görev kapsamları, ülkeden ülkeye çeşitlilik göstermektedir. Bu çeşitlilik aynı zamanda seçim süreçlerindeki liyakat, şeffaflık, hesap verebilirlik gibi temel yönetişim ilkelerinin hangi kapsamda dikkate alındığını ve uygulamaya yansıtıldığını da ortaya koymaktadır. Karşılaştırmalı bir perspektife dayalı olarak Türkiye’deki yönetici atama ve istihdam süreçleri üzerine bir değerlendirme sunmak amacıyla bu çalışmada Avrupa ülkelerindeki okul yöneticisi atama süreçlerine yer verilecek ve genel eğilimler ortaya konacaktır. Devamını Oku

Eğitimde Blokzincir Teknolojisi

Eğitimde Blokzincir Teknolojisi

Blokzincir olarak Türkçeleştirilen Blockchain, dijital para birimi olan Bitcoin’in kullanım hacminin artmasıyla bilinirlik kazandı. Dördüncü sanayi devriminin bir parçası olarak görülen blokzincir, ağırlıklı olarak finansal hizmetler için ve finans piyasasında kullanılmaya başlansa da, barındırdığı pek çok avantaj bu teknolojinin daha fazla alanda farklı işlevler için kullanım potansiyeli olduğunu göstermektedir. Bu alanların başında ise yönetişim, işletme, ticaret ve sanayi gelmektedir. Eğitim alanındaki blokzincir teknolojisi kullanımı yeni başlamış olmakla birlikte, bu teknolojinin nasıl daha işlevsel hale getirilebileceğine ve alternatif uygulamaların nasıl yaygınlaştırılabileceğine yönelik araştırmalar artarak devam etmektedir. Blokzincir kavramının zihinlerimize yeni girdiği ve bu kavramı önümüzdeki zamanda daha sıklıkla duyacağımızı düşündüğümüzde blokzincirin eğitim alanındaki potansiyel kullanımından önce içeriğinin ne olduğuna bakmakta fayda görülmektedir. Devamını Oku

Bir Bakışta Eğitim 2021

Bir Bakışta Eğitim 2018

OECD tarafından her yıl yayımlanan Bir Bakışta Eğitim raporları, OECD ülkelerinin eğitim sistemlerine ilişkin verilerini ortaya koyarken, aynı zamanda uluslararası karşılaştırmaların yapılmasına imkân sağlamaktadır. Rapor her yıl eğitim sistemlerinin temel göstergeleri ve değişkenlerine ilişkin verilerin güncel durumunu sunmaktadır. Bu kapsamda, Bir Bakışta Eğitim 2018 (OECD, 2018a) raporunun eğitim süreçlerinin çıktıları, eğitime erişim, eğitime ayrılan finansal kaynak ve öğrenme ortamları ve okullar olmak üzere dört başlık altında sunulan göstergelerine ilişkin veriler Türkiye açısından incelenmiştir. Devamını Oku

Eğitimin Geleceği: 2030 Projeksiyonları Üzerine

Eğitimin Geleceği: 2030 Projeksiyonları Üzerine

1970’lerde Üçüncü Sanayi Devrimi ile gelen kırılma, üretim ve tüketim biçimlerinden örgütlenme biçimlerine, birikim ve bölüşüm dinamiklerinden toplumsal yaşam dinamiklerine kadar tüm alanlarda bir geçiş, bir dönüşüm süreci başlatmıştır. Bu dönemden günümüze sadece ekonominin değil, toplumsallığın, bu doğrultuda da günlük yaşam pratiklerinin dönüşümü hızlanarak devam etmiştir. Gelinen noktada ise yeni bir kırılma noktasını mı, yoksa bir devamlılığı mı temsil ettiği tartışılan Dördüncü Sanayi Devrimine geçişin anlamlandırılmasına yönelik çabalar, kendini her alanda göstermeye devam etmektedir. Küreselleşmenin ve neoliberal politikaların dayandığı sınırlarda- yani kapitalizmin önceki evrelerinde metalaşmamış olanı metalaştırdığı, finans piyasalarının yıkıcı bir büyüme yaratacak denli genişlediği ve birbirine entegre olduğu bir ekonomik yapıdayeni bir zemine kavuşan ve sektörleşen eğitim, dönüşüm alanlarından biri olmuştur. Bugün ise Dördüncü Sanayi Devrimine geçiş süreci, eğitim için yeni bir dönüşüm zemini oluşturmaktadır. Devamını Oku

Okullar Dezavantajlı Öğrenciler İçin Fark Yaratabilir Mi?

Okullar Dezavantajlı Öğrenciler İçin Fark Yaratabilir Mi?

Yakın dönemde gerçekleştirilen ulusal ve uluslararası değerlendirmeler Türkiye’deki genç nüfusun topluma etkin katılımı için gerekli bilgi ve beceri düzeyinin oldukça düşük olduğunu gösteriyor. Bu noktada 2015 yılında zorunlu eğitim çağındaki öğrencilerin bilgi ve becerilerini değerlendirmek amacıyla uygulanan üç farklı sınavın Türkiye’ye ilişkin sonuçlarını hatırlamak faydalı olabilir. İlk olarak, geçtiğimiz yıl OECD tarafından açıklanan PISA 2015 sonuçları, Türkiye’deki öğrencilerin matematikte %51,4’ünün, fende %44,5’inin okumada ise %40’ının temel becerilerden yoksun olduğunu gösteriyor. Benzer şekilde TIMSS 2015 sonuçlarına göre, 8. sınıftaki öğrencilerin %30’u matematikte, %18’i ise fende en alt düzeyde yer alıyor. Son olarak, MEB tarafından ulusal ölçekte geliştirilen ve ilk kez 2015 yılında uygulanan ABİDE uygulamasının 2017 Aralık ayında açıklanan sonuçları, 8. sınıf öğrencilerinin %26,4’ünün matematik alanında, %17,9’unun ise fen alanında en düşük düzeyde becerilere sahip olduğuna işaret ediyor. Devamını Oku

Güçlü Bir Başlangıç 2017: Erken Çocukluk Eğitimi ve Bakımı

Güçlü Bir Başlangıç 2017: Erken Çocukluk Eğitimi ve Bakımı

OECD tarafından ilki 2001 yılında yayımlanan Güçlü Bir Başlangıç (Starting Strong) raporu, 2017 yılına kadar beş seri halinde yayımlanmıştır. Özellikle erken çocukluk bakım ve eğitim hizmetlerinin niteliği ile bu hizmetlere erişimin odağa alındığı bu yayınlar kapsamında meselenin sadece eğitim boyutu değil, aynı zamanda sosyal ve ekonomik boyutları da incelenerek politikalara ışık tutulması sağlanmıştır. OECD ülkelerindeki mevcut eğilimlere ve iyi uygulamalara da yer verilmesiyle oldukça kapsayıcı bir çerçeve çizilmiş, ilgili veriler derlenerek politika analizleri sunulmuştur. Ancak Haziran 2017’de yayımlanan Güçlü Bir Başlangıç 2017 raporu, serinin diğer raporlarından ayrışmaktadır. Erken çocukluk eğitimi ve bakımına ilişkin ilk defa uluslararası bir karşılaştırma yapılmak üzere hazırlanan raporda erken çocukluk eğitimi ve bakımına dair tüm göstergeler bir araya getirilmiş; böylece erişim, yönetişim, eşitlik, finans, öğretim programları, eğitim personeli ve ebeveynler dahil olmak üzere bu kademeyi doğrudan etkileyen temel meseleler derinlemesine ele alınmıştır. Devamını Oku