Hayat Nasıl? 2015

Hayat Nasıl? 2015

TEDMEM tarafından yayımlanan 2015 Eğitim Değerlendirme Raporu’nda yer aldığı haliyle paylaşılmıştır.

Raporun Öne Çıkan Bulguları

OECD tarafından hazırlanan “Hayat Nasıl?” serisinin üçüncüsü olan Hayat Nasıl?-2015 Ekim ayında yayımlanmıştır. Raporda bireylerin hem maddi hem de bireysel iyi olma hali göz önünde bulundurularak, genel perspektifte insan yaşamı kalitesine odaklanılmıştır. Çeşitli rapor ve çalışmalarda farklı kapsamlarda tanımlanan iyi olma hali, Hayat Nasıl? 2015 raporunda 11 boyut üzerinden ele alınmıştır. Bu boyutlar sırasıyla; gelir ve servet, sağlık statüsü, işler ve kazançlar, barınma, iş-yaşam dengesi, eğitim ve beceriler, sosyal bağlantılar, sivil katılım ve yönetişim, çevresel kalite, kişisel güvenlik ve son olarak öznel iyi olma halidir. Türkiye’nin genel durumda iyi olma haliyle ilişkilendirilen 11 boyuttan yalnızca sivil katılım konusunda ortalama üstü olduğu, diğer bütün boyutlarda ortalama altında bulunduğu görülmüştür. Devamını Oku

Günah Keçisi Teknoloji mi?

Günah Keçisi Teknoloji mi?

OECD’nin Students, Computers and Learning: Making the Connection isimli raporunun paylaşılması ile birlikte teknolojinin eğitimdeki yeri ile ilgili tartışmalar bir kez daha gündeme gelmiştir. Zira raporda işaret edilen bulgular medyaya oldukça iddialı cümlelerle yansımıştır. Rapora göre, eğitimde bilgi ve iletişim teknolojilerine yatırım yapılması öğrencilerin okuma, matematik ve fen performanslarında fark edilir bir gelişme yaratmamaktadır. Buna ek olarak, okullarda sınırlı bilgisayar kullanımı bilgisayar kullanılmamasından daha iyi sonuçlar vermektedir. Ancak OECD ortalamasının üzerinde bilgisayar kullanımı daha düşük öğrenci başarısıyla ilişkilendirilmektedir. Diğer bir bulgu ise, 2003’ten bu yana okullarda bilgisayar başına düşen öğrenci sayısını azaltan ülkelerin çoğunda matematik başarısının düştüğüne işaret etmektedir. Matematik derslerinde bilgisayar kullanılan ülkelerde ise, öğrencilerin matematik performansının düşük olma eğilimi gösterdiği belirtilmektedir. Devamını Oku

Finlandiya'daki Öğretmenler Daha mı Özerk?

Öğretmen Özerkliği ve Okul Özerkliği Üzerine

Bu yorum yazımızda Pasi Sahlberg tarafından kaleme alınan “Finlandiya’daki öğretmenler daha mı özerk?” başlıklı yazı çevrilmiş, ardından da dünya ve Türkiye’deki öğretmen özerkliği ve okul özerkliği tartışmalarıyla ilgili değerlendirmelere yer verilmiştir.

Sahlberg, P. (2015). Do teachers in Finland have more autonomy?. The Conversation

Finlandiya’daki Öğretmenler Daha mı Özerk?

Şunu bir hayal edin: Amerika’da sıradan bir devlet okulunda bir sınıftan diğerine girip öğretmenlerin ne yaptığını gözlemleyerek bir gün geçiriyorsunuz. Sonra aynısını Finlandiya’da yapıyorsunuz. Peki, ne görmeyi beklersiniz? Devamını Oku

Erken Çocukluk Dönemi Üzerine

Erken Çocukluk Dönemi Üzerine

Erken çocukluk gelişimi çocukluğun ilk yıllarından başlayarak ilkokula kadar olan süreyi kapsıyor. Bu dönem zihinsel ve fiziksel gelişimin son derece hızlı olduğu ve kişinin ileriki yaşamına ilişkin birçok yapı taşının oluştuğu ve şekillendiği zaman dilimine karşılık geliyor. Bu bakımdan erken çocukluk dönemi hem önemli hem de hassas bir süreç. Ancak “erken çocukluk dönemi bir çocuğun ileriki hayatının belirleyicisidir” iddiasına sahip olan, bir anlamda deterministik söylem ve çalışmalar tarafından sürecin aşırı hassaslaştırıldığını da göz önünde bulundurmak gerekiyor. Yapılan bu tür vurgulamalar erken çocukluk dönemine ilişkin ebeveyn ve eğitimci algısını olumsuz yönde artırdığı gibi üzerinde çalışılamayan ve veri elde edilemeyen bir alanda üretilen her türlü gelişimsel ve eğitimsel veri fazlası ile mitleştiriliyor. Bu tür determiner kabuller; seçim, gelişim, bütüncül olma, karar alama, özgünlük, mizaç, kültür ve insan gelişiminin doğası gibi üzerinde çok daha fazla işlem yapılacak alanların katkısını başka bir tercihle kategorileştirip sınırlıyor. Bu doğrultuda erken çocukluk gelişimi ve erken çocukluk eğitimine ilişkin yapılan vurgunun, çocuğun her tür gelişimsel ihtiyacını bütüncül olarak sağlamak ve yaşam boyu gelişimini desteklemek motivasyonu üzerinden okunması daha sağlıklı bir bakış açısı sunmaktadır. Devamını Oku

Öğrencileri farklı okul türleri arasında için gruplandırmak ve seçmek öğrencilerin öğrenme motivasyonlarını etkiler mi?

Öğrencileri farklı okul türleri için gruplandırmak ve seçmek, öğrencilerin öğrenme motivasyonlarını etkiler mi?

OECD ülkeleri genelindeki ortalamaya göre, ileriki yaşamlarında matematik öğrenmeyi kolaylaştıracağını düşündükleri için matematiğe karşı motivasyonları daha yüksek olan öğrencilerin matematik notları, motivasyonu düşük olan öğrencilere kıyasla daha yüksektir. Matematik puanları arasındaki bu farklılık, aynı eğitim düzeyindeki öğrenciler için neredeyse yarım okul yılına tekabül etmektedir. Öğrencileri sınıflandıran, farklı okullar ve programlar içinde gruplara ayıran eğitim sistemlerinde ise öğrencilerin matematik öğrenmeye yönelik motivasyonları daha düşüktür. Devamını Oku

John Dewey'in Türkiye'de Nasıl Karşılandığına Dair İzlenimlerin Amerikan Belgelerine Yansıması

John Dewey’in Türkiye’de Nasıl Karşılandığına Dair İzlenimlerin Amerikan Belgelerine Yansıması

Giriş

19. yüzyılda küresel çapta pedagojik fikirler, yakın ve uzak komşularından geri kalmak istemeyen imparatorluklar ve ulus devletler arasında yurtdışına öğrenci gönderilmesi, yabancı uzman istihdamı, çeviri kitaplar, süreli yayımlardaki makaleler vb. pek çok kanalla daha yoğun bir şekilde dolaşıma girdi. Devamını Oku

Eğitim Odaklı Bir Değerlendirme

Dünya Bankası’nın “Türkiye’nin Deneyimleri” Raporu Üzerine Eğitim Odaklı Bir Değerlendirme

Aralık 2014 tarihinde “Türkiye’nin Deneyimleri: Entegrasyon, Kapsama ve Kurumlar” başlıklı raporu Dünya Bankası tarafından yayımlandı. Raporda ağırlıklı olarak ekonomik büyüme, refah artış ve bu bağlamda yaşanan sosyal alandaki değişimler inceleniyor. Raporda ekonomik ve sosyal dönüşümün bir parçası olarak yer verilen eğitim başlığı ise, eğitim odağında yeniden incelemeye değer veri ve değerlendirmeler içeriyor.

“Türkiye’nin Deneyimleri” Raporundan hareketle kaleme alınan bu yazının amacı, ekonomi ve eğitim ilişkisini incelerken eğitim perspektifinde niteliğin ön plana alınması gerektiğine dair bazı ipuçlarına yer vermektir. Bunun en temel sebebi ise, ekonomi ve eğitim ilişkisini kurarken eğitimin reel olarak hangi çıktıları ve sonuçlarını beraberinde getirdiğini incelemeksizin ekonominin göstergelerine dayalı olarak yapılan değerlendirmelerin eksik kalmasıdır. Devamını Oku