Okul Çalışma Takvimi ve Yaz Ayları Öğrenme Kayıpları

Okul Çalışma Takvimi ve Yaz Ayları Öğrenme Kayıpları

Birçok ülkede olduğu gibi Türkiye’de de okulların eğitim öğretim dönemleri tarım toplumunun çalışma takvimine göre düzenlenmiştir. Toplumun ihtiyaç ve yaşantısının dönüşmesine rağmen bu düzenleme aynen varlığını sürdürmektedir. Bilgi toplumu olarak tanımlanan günümüz toplumunda okulların çalışma takvimlerinin etkililik ve verimliliğe ilişkin yapılan araştırmaların sonuçları doğrultusunda yeniden değerlendirilmesi önemli görülmektedir. Devamını Oku

Öğretmenlerin Profesyonelleşmesinin Desteklenmesi

Öğretmenlerin Profesyonelleşmesinin Desteklenmesi

OECD (2016) tarafından yayımlanan “Öğretmenlerin Profesyonelleşmesinin Desteklenmesi” (Supporting Teacher Professionalism) Raporu, TALIS 2013 verileri ışığında eğitim süreçlerinde öğretmen etkinliğinin artırılmasında kilit rol oynayan faktörleri tespit ederek bu doğrultuda politika önerileri ortaya koymaktadır. Uluslararası Öğretme ve Öğrenme Anketi (TALIS; The Teaching and Learning International Survey), 34 ülkede 100 binden fazla öğretmenden toplanan verinin işlenmesiyle raporlanmaktadır. Sonuncusu 2013 yılında yayımlanan raporda, öğretmenlerin öğretmenlik mesleğine yönelik algıları, iş doyumları, yeterlik algıları ve özellikle son yıllarda OECD raporlarında önemle vurgulanmaya başlanan öğretmenlerin özerklik algılarına ilişkin çarpıcı bilgiler sunulmuştur. TALIS değerlendirmesinde en son 2008 yılında yer alan Türkiye’nin ise TALIS 2013 kapsamında söz konusu inceleme alanlarında diğer ülkelerle karşılaştırmasının yapılması mümkün olmamıştır. Devamını Oku

Anaokulları, İlkokul Birinci Sınıflara mı Dönüştü?

Anaokulları, İlkokul Birinci Sınıflara mı Dönüştü?

Bu değerlendirme yazımızda öncelikle Valerie Strauss tarafından kaleme alınan “Kindergarten the new first grade? It’s actually worse than that” başlıklı yazı Türkçeleştirilmiş, ardından “anaokullarının ilkokullara dönüşme” tartışmasında ülkemizdeki anaokullarının mevcut durumunu anlayabilmek adına değerlendirmeler yapılmıştır. Devamını Oku

Bir Bakışta Eğitim 2015

Bir Bakışta Eğitim 2015

TEDMEM tarafından yayımlanan 2015 Eğitim Değerlendirme Raporu’nda yer aldığı haliyle paylaşılmıştır.

Raporun Öne Çıkan Bulguları

Kasım ayında yayımlanan Bir Bakışta Eğitim 2014-2015 raporu, OECD ülkelerinin eğitim sistemlerine dair karşılaştırmalı verilerini ortaya koymuştur. Eğitim sistemlerinin makro bakış açısıyla fotoğrafını çeken ve eğitim sistemlerini etkileyen birçok parametrenin ele alındığı raporda, Türkiye için çarpıcı bulgulara yer verilmiştir. Bu kapsamda öne çıkan konu başlıkları arasında sırasıyla; Eğitim Düzeyleri ve Eğitime Katılım Oranları, Yükseköğretim ve İstihdam, Eğitim Finansmanı ve Öğretmen Profili yer almaktadır. Devamını Oku

Hayat Nasıl? 2015

Hayat Nasıl? 2015

TEDMEM tarafından yayımlanan 2015 Eğitim Değerlendirme Raporu’nda yer aldığı haliyle paylaşılmıştır.

Raporun Öne Çıkan Bulguları

OECD tarafından hazırlanan “Hayat Nasıl?” serisinin üçüncüsü olan Hayat Nasıl?-2015 Ekim ayında yayımlanmıştır. Raporda bireylerin hem maddi hem de bireysel iyi olma hali göz önünde bulundurularak, genel perspektifte insan yaşamı kalitesine odaklanılmıştır. Çeşitli rapor ve çalışmalarda farklı kapsamlarda tanımlanan iyi olma hali, Hayat Nasıl? 2015 raporunda 11 boyut üzerinden ele alınmıştır. Bu boyutlar sırasıyla; gelir ve servet, sağlık statüsü, işler ve kazançlar, barınma, iş-yaşam dengesi, eğitim ve beceriler, sosyal bağlantılar, sivil katılım ve yönetişim, çevresel kalite, kişisel güvenlik ve son olarak öznel iyi olma halidir. Türkiye’nin genel durumda iyi olma haliyle ilişkilendirilen 11 boyuttan yalnızca sivil katılım konusunda ortalama üstü olduğu, diğer bütün boyutlarda ortalama altında bulunduğu görülmüştür. Devamını Oku

Günah Keçisi Teknoloji mi?

Günah Keçisi Teknoloji mi?

OECD’nin Students, Computers and Learning: Making the Connection isimli raporunun paylaşılması ile birlikte teknolojinin eğitimdeki yeri ile ilgili tartışmalar bir kez daha gündeme gelmiştir. Zira raporda işaret edilen bulgular medyaya oldukça iddialı cümlelerle yansımıştır. Rapora göre, eğitimde bilgi ve iletişim teknolojilerine yatırım yapılması öğrencilerin okuma, matematik ve fen performanslarında fark edilir bir gelişme yaratmamaktadır. Buna ek olarak, okullarda sınırlı bilgisayar kullanımı bilgisayar kullanılmamasından daha iyi sonuçlar vermektedir. Ancak OECD ortalamasının üzerinde bilgisayar kullanımı daha düşük öğrenci başarısıyla ilişkilendirilmektedir. Diğer bir bulgu ise, 2003’ten bu yana okullarda bilgisayar başına düşen öğrenci sayısını azaltan ülkelerin çoğunda matematik başarısının düştüğüne işaret etmektedir. Matematik derslerinde bilgisayar kullanılan ülkelerde ise, öğrencilerin matematik performansının düşük olma eğilimi gösterdiği belirtilmektedir. Devamını Oku

Finlandiya'daki Öğretmenler Daha mı Özerk?

Öğretmen Özerkliği ve Okul Özerkliği Üzerine

Bu yorum yazımızda Pasi Sahlberg tarafından kaleme alınan “Finlandiya’daki öğretmenler daha mı özerk?” başlıklı yazı çevrilmiş, ardından da dünya ve Türkiye’deki öğretmen özerkliği ve okul özerkliği tartışmalarıyla ilgili değerlendirmelere yer verilmiştir.

Sahlberg, P. (2015). Do teachers in Finland have more autonomy?. The Conversation

Finlandiya’daki Öğretmenler Daha mı Özerk?

Şunu bir hayal edin: Amerika’da sıradan bir devlet okulunda bir sınıftan diğerine girip öğretmenlerin ne yaptığını gözlemleyerek bir gün geçiriyorsunuz. Sonra aynısını Finlandiya’da yapıyorsunuz. Peki, ne görmeyi beklersiniz? Devamını Oku

Erken Çocukluk Dönemi Üzerine

Erken Çocukluk Dönemi Üzerine

Erken çocukluk gelişimi çocukluğun ilk yıllarından başlayarak ilkokula kadar olan süreyi kapsıyor. Bu dönem zihinsel ve fiziksel gelişimin son derece hızlı olduğu ve kişinin ileriki yaşamına ilişkin birçok yapı taşının oluştuğu ve şekillendiği zaman dilimine karşılık geliyor. Bu bakımdan erken çocukluk dönemi hem önemli hem de hassas bir süreç. Ancak “erken çocukluk dönemi bir çocuğun ileriki hayatının belirleyicisidir” iddiasına sahip olan, bir anlamda deterministik söylem ve çalışmalar tarafından sürecin aşırı hassaslaştırıldığını da göz önünde bulundurmak gerekiyor. Yapılan bu tür vurgulamalar erken çocukluk dönemine ilişkin ebeveyn ve eğitimci algısını olumsuz yönde artırdığı gibi üzerinde çalışılamayan ve veri elde edilemeyen bir alanda üretilen her türlü gelişimsel ve eğitimsel veri fazlası ile mitleştiriliyor. Bu tür determiner kabuller; seçim, gelişim, bütüncül olma, karar alama, özgünlük, mizaç, kültür ve insan gelişiminin doğası gibi üzerinde çok daha fazla işlem yapılacak alanların katkısını başka bir tercihle kategorileştirip sınırlıyor. Bu doğrultuda erken çocukluk gelişimi ve erken çocukluk eğitimine ilişkin yapılan vurgunun, çocuğun her tür gelişimsel ihtiyacını bütüncül olarak sağlamak ve yaşam boyu gelişimini desteklemek motivasyonu üzerinden okunması daha sağlıklı bir bakış açısı sunmaktadır. Devamını Oku