PISA 2018’e İlk Bakış: Bulgular Türkiye İçin Ne Söylüyor?

PISA 2018’e İlk Bakış: Bulgular Türkiye İçin Ne Söylüyor?

TEDMEM, PISA 2018 bulgularına dair ilk değerlendirmelerini yaptı. PISA 2018 Değerlendirme Çalışması fen bilimleri, matematik, okuma ve küresel yeterlik alanlarını kapsamıştır. Türkiye PISA araştırmasına dahil olan diğer bazı ülkelerle birlikte küresel yeterlik alanına katılmamıştır. PISA 2018 sadece fen, matematik ve okuma alanlarında örgün eğitim sisteminin performansını değerlendirmekle kalmıyor, aynı zamanda bu alanlardaki performans ile ilişkili olduğu düşünülen pek çok değişken hakkında da bilgi sunuyor. Veri tabanı ve raporlar oldukça geniş kapsamlı ve PISA 2018 üzerine Türkiye özelinde analizler, değerlendirmeler, veriye dayalı politika oluşturma ve uygulamalar geliştirmeye yönelik çalışmaların önümüzdeki günlerde yoğun bir şekilde devam etmesi gerekmektedir. Bu aşamada TEDMEM tarafından PISA 2018 üzerine yapılan ilk değerlendirmeyi paylaşıyoruz. Devamını Oku

Küresel Yeterlik

Küresel Yeterlik

Eğitim sistemleri, öğrencilerin bütüncül gelişim ihtiyaçlarına yönelik bilgi, beceri ve tutum konusunda yoğun bir yeniden değerlendirme süreci içindedir. Bu süreçte küreselleşmenin etkisiyle değişen toplumsal yaşayış ve ilişkilerin bir gereği olarak ortaya çıkan küresel yeterlik ve küresel vatandaşlık kavramları eğitim politikaları ve uygulama süreçlerinde etkili bir paradigma değişimini beraberinde getirmiştir. Bu paradigma değişiminin bir yansıması olarak eğitim sistemlerinde küresel yeterliğe sahip bireyler yetiştirilmesi amacı özellikle son yıllarda ağırlık kazanmış ve disiplinler üstü bir çerçevede ele alınmıştır. OECD tarafından PISA 2018 kapsamında küresel yeterlik alanına ilk defa yer verilmesi de bu konudaki uluslararası eğilimin bir göstergesidir.

Küresel yeterliğin ölçülmesi ve değerlendirmesine ilişkin tartışmalar ve politika önerilerinin incelenmesi, bu konuya ilişkin yaklaşımların ve dönüşüm sürecinin doğru okunmasını sağlayabilir. Bu amaçla, değerlendirme yazısında, 3 Aralık 2019 tarihinde açıklanacak PISA 2018 sonuçları öncesinde PISA kapsamına ilk kez dâhil edilen “Küresel Yeterlik” alanına ilişkin kavramsal çerçeve, örnek sorular ve PISA değerlendirmesinin sınırlıklarına yer verilmiştir.

İşlerin Geleceği ve Geleceğin İşleri

İşlerin Geleceği ve Geleceğin İşleri

Dördüncü sanayi devrimi, Endüstri 4.0, Sanayi 4.0 gibi farklı isimlerle anılan içinde bulunduğumuz bu dönemde, teknolojide yaşanan hızlı gelişmeler yaşamın her alanında olduğu gibi, iş hayatında ve meslekler ile mesleklerin gerektirdiği becerilerde de önemli değişimlere sebep olmaktadır. Bu değerlendirme yazısının amacı, gelecekte işlerin yapısında ve gerektirdiği becerilerde gerçekleşmesi öngörülen değişimleri ortaya koyarak gelecekte ihtiyaç duyulacak niteliklere sahip işgücünün oluşturulması için eğitimde atılması gereken adımlara ilişkin öneriler sunmaktır. Bu kapsamda çeşitli ulusal ve uluslararası raporlardan elde edilen veriler ve politika önerileri bir araya getirilerek, ilk bölümde teknolojik gelişmelerin işleri ne şekilde etkilediğine dair açıklamalar sunulmuştur. İkinci bölümde mevcut işlerin dijital dönüşümden nasıl etkileneceğine ilişkin tahminlere yer verilmiş, üçüncü bölümde ise gelecekte öne çıkacak işler ve nitelikli işgücünün sahip olması gerekecek becerilere dair öngörüler derlenmiştir. Dördüncü ve son bölümde ise, geleceğin nitelikli işgücünü yaratabilmek için eğitimde nasıl bir yol izlenmesi gerektiğine ilişkin önerilere yer verilmiştir.

Üçüncü Öğretmen Olarak Öğrenme Ortamları: Okulun Fiziki Yapısının Öğrenmeye Etkisine İlişkin Kanıtlar

Üçüncü Öğretmen Olarak Öğrenme Ortamları: Okulun Fiziki Yapısının Öğrenmeye Etkisine İlişkin Kanıtlar

Orijinal Başlık: Learning environment as third teacher? Evidence on the impact of school infrastructure 1

Modern zamanın çocukları çok erken yaşlardan itibaren kreşlerde, anaokullarında veya okullarda giderek daha fazla zaman geçiriyor. Uluslararası istatistiklere göre, dünya genelinde eğitim hizmetlerinin kapsamı genişliyor. 2015 yılında, çocukların %49’u okul öncesi eğitim kurumlarında, %89’undan fazlası ilkokullarda eğitim görmekte ve %65’inin ise genel eğitime erişimi bulunmaktaydı. OECD verilerine göre, öğrenciler 15 yaşına gelene kadar otalama 7.538 saatlerini okul binalarında geçiriyor. Dolayısıyla okul binaları, evden sonra öğrencilerin zamanının büyük çoğunluğunu geçirdikleri ikinci yer haline geliyor. Bu binalar öğrenmeyi destekleyecek şekilde düzenlenebilirse üçüncü bir öğretmen oluyor. Okul binalarının “üçüncü öğretmen” olması terimi ilk olarak İtalyan pedagog Loris Malaguzzi tarafından kullanıldı. Malaguzzi’ye göre, öğrenme ortamı eğitimciler için bir araç olmanın yanı sıra, bağımsız olarak keşifler ve deneyimler için bir kaynak sağlaması bakımından öğretmen ve aileden sonra üçüncü öğretmen olabilir (Cagliari vd. 2016).

Devamını Oku


Dipnotlar:

  1. Shmis, T., Ambasz, D. ve Ustinova, M. (2019, Haziran 15). Learning environment as third teacher? Evidence on the impact of school infrastructure [Web blog yazısı]. https://blogs.worldbank.org/education/learning-environment-third-teacher-evidence-impact-school-infrastructure?CID=WBW_AL_BlogNotification_EN_EXT adresinden erişildi.
Bir Bakışta Eğitim 2018

Bir Bakışta Eğitim 2019

OECD tarafından her yıl yayımlanan Bir Bakışta Eğitim raporları serisi, eğitim sistemlerinin temel göstergeleri ve değişkenlerine ilişkin verilerin güncel durumunu sunmaktadır. Bu kapsamda, Bir Bakışta Eğitim 2019 raporunda eğitim süreçlerinin çıktıları, eğitime erişim, eğitime ayrılan finansal kaynak ve öğrenme ortamları ve okullar olmak üzere dört başlık altında sunulan göstergelere ilişkin veriler, OECD ortalamasıyla karşılaştırmalı olarak Türkiye odağında incelenmiştir. Ardından bu verilerden hareketle Türkiye’nin genel görünümü değerlendirilmiştir.

Eğitimde Eşitlik: Toplumsal Hareketliliğin Önündeki Engelleri Aşmak

Eğitimde Eşitlik: Toplumsal Hareketliliğin Önündeki Engelleri Aşmak

Eğitimde fırsat eşitliği okullarda ve eğitim sisteminde tüm öğrencilere eşit öğrenme fırsatları sunulması anlamını taşır. Bu sayede öğrenciler sosyo-ekonomik düzeylerinden, cinsiyetlerinden, göçmen olma durumu veya aile geçmişlerinden bağımsız olarak okuma, matematik ve fen gibi temel bilişsel alanlardaki akademik performanslarında benzer başarı düzeyini elde ederken, eğitimleri süresince yaşam memnuniyeti, kendine güven ve sosyal entegrasyon gibi alanlarda sosyal ve duygusal iyi olma durumları da benzer düzeyde olur.

Fırsat eşitliği her öğrencinin eşit eğitim çıktılarına sahip olması değil, çıktıların öğrencilerin geçmişinden veya sosyo-ekonomik koşullarından bağımsız olması anlamını taşımaktadır. Çünkü eşitsizlik doğrudan adaletsizlik değildir; öğrenci çıktılarındaki farklılıklar öğrencinin çabası, ilgisi, yeteneği ve hatta şansından da kaynaklanabilmektedir Bunun yanı sıra, fırsat eşitliği, farklı geçmişlere sahip olmalarına rağmen, öğrencilerin iş piyasasında başarılı olmalarını ve toplumun üyeleri olarak hedeflerine ulaşmalarını sağlayacak ortaöğretim sonrası eğitim görme ihtimallerinin de eşit olmasıdır. Devamını Oku

Dünya Standartlarında 21. Yüzyıl Okul Sistemi Nasıl İnşa Edilmeli?

Dünya Standartlarında 21. Yüzyıl Okul Sistemi Nasıl İnşa Edilmeli?

Yazının PDF haline erişmek için tıklayınız.


Ülkelerde eğitimde nitelik, eşitlik ve etkililikle ilgili gözlenen farklılıkların analizi ve öne çıkan uygulama ve yaklaşımların hangi değişkenler ile ilişkili olabileceğinin uluslararası araştırmalar yoluyla değerlendirilmesi, sistemlerin iyileştirilmesine yönelik önemli farkındalıklar sağlamaktadır. Bu anlamda OECD tarafından yayınlanan Dünya Standartlarında 21. Yüzyıl Okul Sistemi Nasıl İnşa Edilmeli? (WORLD CLASS- How to Build A 21st-Century School System) başlıklı rapor kayda değer veriler ve bu verilere dayalı politika analizleri içermektedir.

TEDMEM tarafından hazırlanan bu değerlendirme yazısında ilk olarak, Eğitim Mitleri başlığı altında eğitime ilişkin yanlış varsayımların ve bunlara ilişkin açıklamaların özet bir tablosu sunulmuştur. Ardından, Yüksek Performans Gösteren Eğitim Sistemlerini Farklı Kılan Nedir? başlığında öne çıkan uygulamalara ve yaklaşımlara yer verilmiştir. Eğitim Sisteminin Performansının İyileştirilmesi İçin Ne Yapılabilir? başlığı kapsamında eğitimde eşitlikçi yaklaşımın önemi ve başarılı bir eğitim reformunu hayata geçirmek için gerekenler ele alınmıştır. Son olarak, yüksek performans gösteren eğitim sistemlerindeki ortak yaklaşım ve uygulamalara ilişkin Türkiye bağlamını da içine alacak şekilde değerlendirme ve önerilere yer verilmiştir. Devamını Oku

Yeniden Beceri Kazandırmada Devrime İhtiyacımız Var

Yeniden Beceri Kazandırmada Devrime İhtiyacımız Var

Orijinal Başlık: We need a reskilling revolution. Here’s how to make it happen 1

Dünya, Küreselleşme 4.0’ın ekonomik, sosyal ve çevresel bağlamda dönüştürücü zorluklarıyla yüzleşirken insana yatırım yapmanın çok önemli olduğu bir dönem yaşanıyor.

Bu dönemde, beşeri sermayeye değer vermek, bireyleri sistemik değişimlere cevap verecek bilgi ve becerilerle donatmanın yanı sıra, daha eşit, kapsayıcı ve sürdürülebilir bir dünyanın inşasında bireylerin etkin rol almalarını sağlayacaktır. Devamını Oku


Dipnotlar:

  1. Brende, A. (2018, Nisan 15). We need a reskilling revolution. Here’s how to make it happen [Web blog yazısı]. http://blogs.worldbank.org/jobs/we-need-reskilling-revolution-heres-how-make-it-happen adresinden erişildi.