Türkiye’de Okul Türlerine Göre Öğrencilerin Okul Yaşamı Nasıl Farklılaşıyor?

Türkiye’de Okul Türlerine Göre Öğrencilerin Okul Yaşamı Nasıl Farklılaşıyor?

Türkiye’ye ilişkin PISA 2018 verileri çoğunlukla öğrencilerin fen, matematik ve okuma alanındaki performansları odağa alarak tartışılmış, okul iklimi ve öğrencilerin iyi olma haline ilişkin bulgular çoğunlukla performans tartışmalarının gölgesinde kalmıştır. Oysa okul iklimi ve öğrencilerin iyi olma hali başlıkları altında ele alınan disiplin ortamı, yaşam doyumu, zorbalık, öğretim uygulamaları gibi pek çok değişkenin öğrenci başarısı ile olan ilişkisi hem literatürde hem de PISA araştırmalarında sürekli bir biçimde ortaya konmuştur. Bu nedenle, bu değişkenlere dair bulguların detaylıca incelenmesi, eğitim sistemine ve öğrencilerin okul yaşamına dair önemli bilgiler sunabilir.

TEDMEM olarak gerçekleştirdiğimiz bu çalışmada, PISA 2018 SPSS veri dosyaları kullanılarak Türkiye’de öğrenci ve okul müdürlerine uygulanan anketler aracılığıyla okul iklimi ve öğrencilerin iyi olma haline ilişkin toplanan veriler derlenmiş ve okul türlerine göre ayrıştırılarak betimsel istatistikler hesaplanmıştır.

Kırsal ve Kentsel Bölgelerdeki Eğitsel Farklılıklar

Kırsal ve Kentsel Bölgelerdeki Eğitsel Farklılıklar

Nitelikli eğitime erişim okul çağında bulunan her çocuğun yasal hakkı olmasına rağmen pek çok çocuk bu haktan farklı sebeplerle yıllarca mahrum kalmıştır. Sosyo-ekonomik düzeyle de oldukça ilgili olan öğrencinin yaşadığı ve/veya okulların bulunduğu bölgenin koşulları bu sebeplerden biridir. Kırsal bölgelerdeki öğrenciler okula erişim ve kariyer planlama; bu bölgelerdeki okullar ise eğitim personeli ve kaynak yetersizliği gibi pek çok zorluk yaşamaktadır. Eğitime yapılan yatırımlar aracılığı ile okulların fiziki şartlarında iyileşme, eğitim personeli sayısında artış yaşanmış olsa dahi kırsal bölgelerdeki öğrenci ve okullar hâlâ pek çok açıdan dezavantajlı konumdadır. Bu dezavantajların belirlenmesi bu okullardaki öğrencilerin nitelikli eğitime erişimi için yapılması gerekenlerin planlanmasında yol gösterici olacaktır.

Bu değerlendirme yazısında, öncelikle kırsal bölge ve bu bölgelerde yaşayan toplulukların kentsel bölgelere kıyasla ayırt edici özellikleri tanımlanmıştır. Ardından OECD tarafından yürütülen uluslararası çalışmaların (PISA 2015 ve TALIS 2018) bulgularına dayalı olarak kırsal ve kentsel bölgeler arasındaki öğrenci ve okul düzeyindeki farklılıklara yer verilmiştir. Değerlendirme yazısının son bölümünde ise öğrenci ve okul düzeyinde dezavantaj oluşturan farklılıkların giderilmesi ve nitelikli eğitime erişimde eşitliğin sağlanması için politika önerileri sunulmuştur.

Öğrenme Yoksulluğu

Öğrenme Yoksulluğu

Okul dışında kalan çocukların ve okulda kayıtlı bulunmasına rağmen temel düzeydeki becerileri dahi edinemeyen öğrencilerin varlığı, bu sorunun “öğrenme krizi” olarak nitelendirilmesine sebep olmuştur (World Bank, 2019b). Öğrenme krizi hem ülkelerin insan sermayesi geliştirme hem de “Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları”nı gerçekleştirme çabalarını tehdit etmektedir. Dünya Bankası bu krize dikkat çekmek için “öğrenme yoksulluğu” kavramı üzerinde çalışmaktadır. UNESCO İstatistik Enstitüsü (UNESCO Institute for Statistics) işbirliğinde Ekim 2019’da Dünya Bankası tarafından yayımlanan Öğrenme Yoksulluğunu Sona Erdirmek: Neler Yapılmalı? (Ending Learning Poverty: What will it take?) raporu bu amaca hizmet etmektedir. Raporda öğrenme yoksulluğunun tanımı, bireyler ve toplum için önemi, nasıl ölçüldüğü, ülkelerin öğrenme yoksulluğu değerleri ve ülkelerin eğitim sistemlerinde hangi politikalar aracılığı ile müdahalelerde bulunabileceği gibi konular yer almaktadır. TEDMEM olarak hazırladığımız bu yazıda Dünya Bankası tarafından yayımlanan bu rapor temel alınarak, öğrenme yoksulluğu üzerine bir değerlendirme sunuyoruz.

Eğitimde İnovasyon: Sınıflarda Neler Değişti?

Eğitimde İnovasyon: Sınıflarda Neler Değişti?

Eğitimde inovasyonun temel amacı, bireyleri bilgi çağının gerektirdiği becerilerle donatacak nitelikte bir eğitim için eğitim sürecini daha etkili ve hedef odaklı hale getirmektir. Eğitimde inovasyonu ölçmek ve eğitim sistemlerine nasıl hizmet ettiğini anlamak eğitimin niteliğini artırmak için esastır. Bu değerlendirme yazısının amacı, öğrenme ortamlarında gerçekleşen inovasyonu çeşitli eğitim uygulamaları üzerinden karşılaştırmalı olarak inceleyerek inovasyonun eğitimdeki rolünü açığa çıkarmaktır. Bu kapsamda, ilk olarak eğitimde inovasyonun ne anlama geldiğine yer verilmiş, ardından, 2006-2016 yılları arasında ilkokul ve ortaokul kademelerindeki öğretim uygulamalarında, teknolojik uygulamalarda ve öğretmenlerin mesleki gelişiminde gerçekleşen inovasyon incelenmiştir. Eğitimde inovasyon ve öğrenme çıktıları arasındaki ilişkiye de yer verilen çalışmada son olarak eğitim uygulamalarındaki değişimden yola çıkarak Türkiye bağlamında analiz ve değerlendirmelere yer verilmiştir.

Toplum 5.0: İnsan Merkezli Toplum

Toplum 5.0: İnsan Merkezli Toplum

Toplum 5.0, odağına insan, insanın yaşam kalitesini ve gelecekteki gelişmelerin toplumsal yaşama yönelik etkilerini dikkate alan geniş bir perspektife sahiptir. Bu perspektif aynı zamanda, Endüstri 4.0’ın getirdiği teknolojik yenilikleri topluma en verimli şekilde entegre ederek toplumsal sorunlara çözüm üretmek ve teknolojiyi insanlık yararına kullanarak toplumun refahını artırmak amacıyla insan merkezli bir toplum yaratma çabasına dayanmaktadır.

Toplum 5.0 kavramı özellikle içinde bulunduğumuz Endüstri 4.0 çağını yakalama çabası içinde olan pek çok ülke ve toplum için oldukça yeni bir kavramdır. Toplum 5.0’ı daha yakından incelemek amacıyla kaleme alınan bu değerlendirme yazısında, ilk olarak Toplum 5.0 kavramının ne anlama geldiği ve Toplum 5.0’ın sunduğu yenilikler ele alınmıştır. Ardından, “süper akıllı toplum”u yaratmak için belirlenen hedefler ve bu hedefleri gerçekleştirebilmek için aşılması gereken engellere yer verilmiştir. Son olarak Türkiye’nin dijital dönüşüm çağındaki yeri ve Toplum 5.0’a olan mesafesi değerlendirilmiştir. Devamını Oku

Her Çocuk Önemlidir: Özel Eğitime İhtiyaç Duyan Çocukların Öğrenme Krizinin Açığa Çıkarılması

Her Çocuk Önemlidir: Özel Eğitime İhtiyaç Duyan Çocukların Öğrenme Krizinin Açığa Çıkarılması

Orijinal Başlık: Every Learner Matters: Unpacking the Learning Crisis for Children with Disabilities 1

Dünya genelinde özel eğitime ihtiyaç duyan çocuk sayısı giderek artıyor. Ayrıca öğrenmeye ve öğrenme güçlüğü gibi görünmez yetersizliklere yönelik farkındalığın artmasıyla birlikte sınıfların kompozisyonu değişiyor. Tarama ve değerlendirme mekanizmaları daha iyi hale getirildikçe, mevcut durumda fark edilememiş yetersizlikler de tespit edileceğinden özel eğitime ihtiyaç duyan öğrenci sayısının da önemli ölçüde artması bekleniyor. Devamını Oku


Dipnotlar:

  1. McClain-Nhlapo, C., Alghaib, O. A. ve Singh, R. (2019, Eylül 13). Every learner matters: Unpacking the learning crisis for children with disabilities [Web blog yazısı]. https://www.ukfiet.org/2019/every-learner-matters-unpacking-the-learning-crisis-for-children-with-disabilities/ adresinden erişildi.
PISA 2018’e İlk Bakış: Bulgular Türkiye İçin Ne Söylüyor?

PISA 2018’e İlk Bakış: Bulgular Türkiye İçin Ne Söylüyor?

TEDMEM, PISA 2018 bulgularına dair ilk değerlendirmelerini yaptı. PISA 2018 Değerlendirme Çalışması fen bilimleri, matematik, okuma ve küresel yeterlik alanlarını kapsamıştır. Türkiye PISA araştırmasına dahil olan diğer bazı ülkelerle birlikte küresel yeterlik alanına katılmamıştır. PISA 2018 sadece fen, matematik ve okuma alanlarında örgün eğitim sisteminin performansını değerlendirmekle kalmıyor, aynı zamanda bu alanlardaki performans ile ilişkili olduğu düşünülen pek çok değişken hakkında da bilgi sunuyor. Veri tabanı ve raporlar oldukça geniş kapsamlı ve PISA 2018 üzerine Türkiye özelinde analizler, değerlendirmeler, veriye dayalı politika oluşturma ve uygulamalar geliştirmeye yönelik çalışmaların önümüzdeki günlerde yoğun bir şekilde devam etmesi gerekmektedir. Bu aşamada TEDMEM tarafından PISA 2018 üzerine yapılan ilk değerlendirmeyi paylaşıyoruz. Devamını Oku

Küresel Yeterlik

Küresel Yeterlik

Eğitim sistemleri, öğrencilerin bütüncül gelişim ihtiyaçlarına yönelik bilgi, beceri ve tutum konusunda yoğun bir yeniden değerlendirme süreci içindedir. Bu süreçte küreselleşmenin etkisiyle değişen toplumsal yaşayış ve ilişkilerin bir gereği olarak ortaya çıkan küresel yeterlik ve küresel vatandaşlık kavramları eğitim politikaları ve uygulama süreçlerinde etkili bir paradigma değişimini beraberinde getirmiştir. Bu paradigma değişiminin bir yansıması olarak eğitim sistemlerinde küresel yeterliğe sahip bireyler yetiştirilmesi amacı özellikle son yıllarda ağırlık kazanmış ve disiplinler üstü bir çerçevede ele alınmıştır. OECD tarafından PISA 2018 kapsamında küresel yeterlik alanına ilk defa yer verilmesi de bu konudaki uluslararası eğilimin bir göstergesidir.

Küresel yeterliğin ölçülmesi ve değerlendirmesine ilişkin tartışmalar ve politika önerilerinin incelenmesi, bu konuya ilişkin yaklaşımların ve dönüşüm sürecinin doğru okunmasını sağlayabilir. Bu amaçla, değerlendirme yazısında, 3 Aralık 2019 tarihinde açıklanacak PISA 2018 sonuçları öncesinde PISA kapsamına ilk kez dâhil edilen “Küresel Yeterlik” alanına ilişkin kavramsal çerçeve, örnek sorular ve PISA değerlendirmesinin sınırlıklarına yer verilmiştir.