Yazılar

Okulları Yeniden Açmak: Ne Zaman, Kim İçin ve Nasıl?

Okulları Yeniden Açmak: Ne Zaman, Kim İçin ve Nasıl?

COVID-19 salgını süresince küresel düzeyde okullar kapatılmış, pek çok ülkede öğrenmenin sürdürülmesi için tedbirler alınmıştır. Bu tedbirlerin etkililiği üzerine yapılan geniş çaplı bir çalışma bulunmamakla birlikte, çeşitli açılardan dezavantajlı olan öğrencilerin okulların kapanmasının olumsuz sonuçlarından daha çok etkilendiği, okul terki oranının ciddi anlamda yükselebileceği belirtiliyor. Ayrıca, okulların uzun süreli kapatılmasının aşılama, beslenme, zihinsel sağlık ve psikososyal destek gibi okul temelli hizmetlerin sekteye uğramasına, yüz yüze iletişimin olmaması ise stres ve kaygıya sebep olabileceği vurgulanıyor. Bu sebeple, hükümetler ve eğitimciler okulların nasıl yeniden açılabileceğini tartışıyor. Peki, okullar ne zaman/hangi koşullar altında, kim için ve nasıl yeniden açılabilir? TEDMEM olarak, dünyadaki gelişmeleri, sorunları ve çözümleri izleyerek Türkiye’de okulların ne zaman ve hangi koşullar altında, hangi öğrenciler için ve en önemlisi nasıl yeniden açılabileceğini değerlendirdik. Okulların açılması sürecinde alınacak kararlara ve yapılacak çalışmalara katkı sağlamak amacıyla değerlendirme ve önerilerimizi ihtiyatlı bir yaklaşımla sunmaya özen gösterdik. İhtiyatlı bir yaklaşımın gerçekçi olmakla birlikte, kullanılan dil ve terminolojinin bir panik etkisi oluşturmaktan da uzak olması gerektiğini düşünüyoruz. Ayrıca okulların açılması sürecinde öğrencilerin, ebeveynlerin ve öğretmenlerin iyi olma haline katkıda bulunmayacak hiçbir değerlendirme, eleştiri veya önerinin de yerinin ve zamanının bugün olmadığı kanaatindeyiz.

COVID-19 Salgınında Öğrenmenin Sürdürülmesi

COVID-19 Salgınında Öğrenmenin Sürdürülmesi

Dünya büyük bir krizle karşı karşıya. COVID-19 salgını tüm dünyayı etkisi altına aldı. Bazı temel hizmetler dışında hayat durma noktasında. Neredeyse tüm ülkelerde örgün eğitime ara verildi. UNESCO verilerine göre, 17 Nisan 2020 itibarıyla dünya genelinde okul öncesinden yükseköğretime toplam 1.724.657.870 öğrenci bu durumdan etkilenmiş durumda. Bu öğrenciler dünya genelindeki öğrencilerin %91,3’ünü temsil ediyor. Okullar 191 ülkede tamamen; Rusya Federasyonu, ABD, Kanada ve Avustralya’da ise yerel düzeyde veya eyalet düzeyinde kapatılmış durumda 1. Devamını Oku


Dipnotlar:

  1. UNESCO. (2020). COVID-19 educational disruption and response. https://en.unesco.org/covid19/educationresponse adresinden 17 Nisan 2020 tarihinde erişildi.
COVID-19 Salgını Sürecinde Öğretmenler

COVID-19 Salgını Sürecinde Öğretmenler

Küresel çapta bir krize neden olan COVID-19 salgını nedeniyle, 17 Nisan 2020 itibarıyla dünya genelinde 191 ülkede okullar kapatıldı ve 1.724.657.870 öğrenci bu süreçten etkilendi 1. Eğitim sistemlerinin daha önce hiç karşılaşmadığı ve hazırlıksız olduğu bu kriz sürecinde pek çok ülkede öğrenme kaybını en aza indirebilmek adına çeşitli tedbirler alındı ve uzaktan eğitim uygulamaları hayata geçirildi. Pek çok öğretmen bir şeyler öğretmek veya öğrencilerine destek olmak için daha önce uzaktan eğitim araçlarını ve uygulamalarını hiç kullanmamıştı. Öğretmenler bir yandan mesleki olarak alışık oldukları yüz yüze iletişim dışında farklı yöntem ve araçlarla öğrencilerinin öğrenmesini ve iyi olma halini desteklemek, diğer yandan salgının kendi yaşamlarında ortaya çıkardığı sosyal ve psikolojik güçlüklerle baş etmek durumunda kaldı. Devamını Oku


Dipnotlar:

  1. UNESCO. (2020). COVID-19 educational disruption and response. https://en.unesco.org/covid19/educationresponse adresinden 17 Nisan 2020 tarihinde erişildi.
Uzaktan Eğitime Bir de Yakından (!) Bakalım…

Uzaktan Eğitime Bir de Yakından (!) Bakalım…

Öncelikle mevzu bahis eğitimle ilişkili kavramlar olduğunda söze şöyle başlamanın doğru olacağını düşünüyorum. Eğitimde hiçbir kavram diğerinin alternatifi değil, tamamlayıcısı ya da destekleyicisi olabilir. Burada kastetmek istediğim tam olarak eğitim ortamlarında kullanılan bir X yönteminin ya da modelinin diğerlerine kıyasla kurtarıcı olamayacağıdır. Bugün geleneksel olarak nitelendirdiğimiz öğretim yöntemlerinin bile etkisiz olduğundan söz edemeyiz. Eğitimde öğrencileri en iyi şekilde değerlendirmede X aracını kullanmalıyız gibi bir tezi savunmak da doğru değildir. Yine eğitim anlayışımızı Bloom taksonomisi doğrultusunda uygulama, değerlendirme, sentez gibi daha üst basamaklara çıkarma amacıyla “bilgi” (Ki içerisinde bilginin olmadığı hiçbir şeyden söz etmek mümkün müdür?) gibi değerli bir basamağı görmezden gelmek hata olur. Eğitim sistemi için A modeli en başarılıdır demek de tartışmalı bir yaklaşımdır. Felsefi açıdan düşündüğümüzde kime göre ya da neye göre? Devamını Oku

Evrensel ve Kitlesel Eğitim için MOOCs

Evrensel ve Kitlesel Eğitim için MOOCs

MOOCs (Massive Open Online Courses – Kitlesel Açık Çevrimiçi Dersler), çevrimiçi, yerden zamandan bağımsız, evrensel, aynı zamanda ücretsiz dersleridir. Temelde eğitim videoları odaklı görünse de bu dersler aslında farklı eğitim aktiviteleri ve sosyal öğrenme etkinlikleri de içermektedir. Servis sağlayıcı bir platform üzerinden sunulmak üzere çoğunlukla üniversitelerle işbirliği içerisinde geliştirilen bu dersler, tüm dünyanın erişimine açılmaktadır. Dersler Stanford, Harvard, Princeton, Yale, MIT, Oxford gibi saygın üniversitelerin öğretim elemanları ile yine evrensel anlamda isim yapmış kuruluşların uzmanları tarafından sunulmaktadır. Bu dersler farklı disiplinlere ilişkin anlatımları içerdiği gibi günlük hayatta ihtiyaç duyabileceğimiz informal, hobilere hitap eden çok farklı konularda eğitimleri de içermektedir. Genel itibariyle videoların süresinin kısa tutulduğu, haftalık ilerleyen bu eğitimleri özellikle yetişkinlerin aldığı görülmektedir. Devamını Oku

Dijital Eğitimde Fırsatlar ve Riskler

Dijital Eğitimde Fırsatlar ve Riskler

Dijital sözcüğünün, dilimize giriş tarihi 1988’dir. Bu kadar yeni bir kelimenin kültür ve eğitim atmosferine derin bir şekilde nüfuz etmesi beklenemez. Dijital dünyanın iletişimindeki yayılma hızı, dijital unsurların hızla, ancak yüzeysel yaşantılarla günlük hayatımızda yerini almasına neden olmaktadır. Klavye, fare, mail, e-okul, Google, facebook, twitter gibi araç ve ortamlarla yaptığımız eylemler, eğitimin dijital kültürünü şekillendiriyor. Fakat, bu yol ve araçlarla, dijital eğitim kültürü için anlam üretmek ve yüzeysellikten kurtulmak, çok kolay değildir. Daha derin ve öğrenme süreçleriyle ilişkilendirilmiş, ayrıntılı yol haritaları gerekmektedir. Zihnimizdeki kavram ve terimler dünyasıyla, dijital yaşanmışlıkları tanıştırmanın zorlu yolculuğu duruyor karşımızda. Korkutucu, ancak bir o kadar heyecanlandırıcı. Amazon ormanlarının derinliklerinde Discovery Channel için araştırma yapan bilim adamlarının, modern dünyadan bihaber bir yerlinin rehberliğine duyduğu ihtiyaç kadar karmaşık bir durum var karşımızda. Teknoloji, her sektörü olduğu gibi eğitim sektörünü de kimi zaman sürüklüyor, kimi zaman taciz ediyor. Eğitimin binlerce yıllık formatı, teknoloji tarafından zorlanıyor. Devamını Oku

Yayınlar