Yazılar

"İyi Okullar" mı, "İyi Öğrenciler" mi?

“İyi Okullar” mı, “İyi Öğrenciler” mi?

Öğrencileri ilkokula ve ortaokula adrese dayalı olarak yerleştiriyoruz. Yaklaşık her 100 öğrenciden beşi de özel okullara gitmeyi tercih ediyor ya da özel okula gitme olanağı buluyor. Sekiz yıllık temel eğitimin sonunda öğrencileri Anadolu Liseleri, Fen Liseleri, Sosyal Bilimler Liseleri, Güzel Sanatlar Liseleri, Spor Liseleri, Mesleki ve Teknik Anadolu Liseleri, İmam Hatip Anadolu Liseleri, Açıköğretim Lisesi, Mesleki ve Teknik Eğitim Merkezleri ile Özel Liselere yerleştirmek için bir sınav yapıyor ve bu sınav sonucuna göre sıralıyoruz. Tüm ortaöğretim kurumları için sınavın öncelikli amacı akademik başarıya dayalı bir sıralama yapmak ve sonra da benzer başarı düzeyindeki öğrencileri bir okulda toplamak. Böylece, örneğin Anadolu Liseleri kendi içinde en yüksek puanla öğrenci yerleşen okullardan en düşük puanla öğrenci yerleşen okullara doğru hiyerarşik bir sıra oluşturuyor. Bu durumda tüm taraflar daha yüksek puanlı öğrencilerin yerleştiği okulların “iyi okul” olduğunu düşünüyor. Bu düşünce, sınavın adı ve şekli ne olursa olsun, öğrencilerin sıralanmasını sağlayacak bir sınavın rasyonelleştirilmesine zemin oluşturuyor. Başlangıçta farklı, son derece makul ve rasyonel gerekçelerle oluşturulan Maarif Kolejleri (Anadolu Liseleri) ve Fen Liseleri gibi kurumlar zaman içinde amaçlarının ötesinde büyüme göstererek ortaöğretim sistemini ve ortaöğretime ilişkin düşünme biçimimizi amaçlananın ötesinde şekillendirmiştir. Ancak gelinen noktada mevcut kurumsal yapı ve işleyişten vazgeçmeden, ortaöğretimin mevcut yapısını olduğu gibi muhafaza ederek, geçiş sistemini değiştirmeye çalışmak bir paradoks oluşturmaktadır. Oysa geçişte bir sıralama ve elemeyi zorunlu kılan unsurlar; mevcut yapının kendisi ve yapının sürekliliğini sağlayan varsayımlardır. Devamını Oku

Yükseköğretime Giriş Çıkmazı

Yükseköğretime Giriş Çıkmazı

Her yıl olduğu gibi LYS sınavlarının ardından üniversiteye giriş sisteminin değişmesi yine gündemde. Bu durum 35 senedir kanayan bir sorun aslında. Yani yaşanan sorunlar yeni değil. MEB’nın resmi bir açıklaması olmamasına rağmen, Nisan 2014’te de tartışılan bazı konular arka planda bazı çalışmalar yapıldığı izlenimini doğuruyor. Milli Eğitim Bakanı Sayın Nabi Avcı’nın “2016 yılına kadar değiştireceğiz” dediği üniversiteye giriş sistemi, rutine giren değişikliklerden birini daha yaşayacak gibi. Birden fazla sınav yapılması, her yıl TEOG benzeri sınav düzenlenmesi, tabletle sınava geçilmesi, açık uçlu soru sorulması, üniversitelerin sınıflandırılması vb. konular gündemde. Resmi açıklama yapılmadığı için ihtiyatlı olmakta yarar var. Ancak yükseköğretime giriş sınavlarıyla ilgili tartışmayı bile çoktan seçmeli seçenekler üzerinden yürütüyor olmamız ilginç. “Şu sistem mi yoksa bu sistem mi daha etkili?” Devamını Oku

Test Tost Çocuğu

Test Tost Çocuğu

80’li yıllarda ortaokul-lise çağlarını yaşayan kuşağa mensup benim gibi öğrencilerin öğretmenlerce verilen takma adı test tost çocuğu idi. Öğretmenlerimiz bazen ders içinde sordukları soruya yanıt veremezsek bize “Tabii siz test-tost çocuğusunuz, nereden bileceksiniz ki!” derlerdi. Biz de yarı utanç yarı öfke ile başımızı öne eğer ve kendimizi suçluluk duygusu içinde bulurduk. Devamını Oku