Yazın Yaşanan Öğrenme Kayıpları

Yazın Yaşanan Öğrenme Kayıpları

Yaz tatilinde yaşanan öğrenme kayıpları (Summer learning loss) konusunda dünyada oldukça fazla sayıda birçok araştırma bulunmaktadır Fakat bu konu Türkiye’de fazla değinilen ve araştırılan konular arasında değildir.

Çocukların uzun bir eğitim-öğretim döneminden sonra yazın birden boşluğa düşmesi ve bir yıl boyunca öğrendiklerini yazın rehavetine kapılarak unutması çok sık yaşanan bir durumdur. Bu durum 1978’den bu yana araştırmalara konu olmuştur. İlk ayrıntılı çalışmayı 1978’de Barbara Heyns, bir devlet okulunda 6. ve 7. sınıflara yapmıştır. Bu araştırmaya göre gelir düzeyi düşük öğrenciler ve siyahi öğrencilerin yazın bilgileri daha çok unuttukları görülmüştür. Bu durumun sebebi olarak, ülkelerinde uygulanan yaz okullarının ücretlerinden dolayı bu öğrencilerin bu kurslara katılamadıkları ortaya çıkmıştır. Yaz kurslarında yapılan sosyal aktivitelerin yanı sıra, ders tekrarlarına yer verilmesi kurslara katılan öğrencilerin katılmayanlara göre yeni döneme daha iyi başladıkları ve bilgilerinin birçoğunu hatırladıkları görülmüştür.

Amerika’da yapılan bir diğer araştırmada ise; tarımla uğraşan ailelerin çocuklarının eve yardım amaçlı okul dönemini kısa tutup erken bitirmeleri sonucunda öğrencilerin başarısının kayda değer bir şekilde düştüğü gözlemlenmiştir. Bu sebeple yaz döneminde öğrencilerin isteğine bağlı olarak katılabileceği bir kursla öğrenme kayıpları azaltılmıştır. Öğrencilerin başta yazın bu kurslara katılmak istememesi sebebiyle ortam şartları tekrar düzenlenmiş, sınıflara klima yerleştirilerek öğrenci katılımının artması sağlanmıştır.

Yapılan başka bir araştırmada ise, öğrencilere yaz başında bir test uygulanmış, aynı test yaz sonunda uygulandığında ise daha çok matematik dersinin unutulduğu gözlemlenmiştir. Matematikten sonra en çok somut derslerin unutulduğu da bulgular arasındadır. Başarılı öğrencilerin, okuma ve dil becerilerini daha az unuttuğu ortaya çıkmıştır.

Yazın yaşanan bilgi kayıplarının ana sebebi; dikkat ve konsantrasyon kayıplarıdır. Özellikle ergenlik çağında olan öğrenciler, yazın hayal güçleri doğrultusunda bambaşka alanlara yönelirler. Aslında hayal gücü bilgilerin kalıcılığını sağlamak için çok önemli bir unsurdur. Fakat öğrencilerin bu gücü derslere yöneltmesini beklemek neredeyse imkânsızdır. Bu sebeple öğrencilerdeki bu durumu yararlı hale çevirebilecek eğitmenler yazın da öğrencilerle etkileşim halinde olmalıdır. Bilgiyi işleme kuramına göre, işleyen bellekten bilgilerin uzun süreli belleğe aktarılması için kodlama ve sık tekrarlar gereklidir. Bu tekrarlara yazın 3 ay süreyle ara verildiği için bilgi çağrışımı oluşturamadıklarından dolayı öğrenciler bu bilgiyi geriye getirememektedir. Hatırlamaya engel oluşturan aktiviteler de bilgilerin unutulup kaybolmasını daha da çabuklaştırmaktadır.

Tüm bu araştırmaları göz önünde bulunduracak olursak, bu bilgi kayıplarını engellemek için yaz kurslarının olması önemli bir etkendir. Tabi ki yaz kursları ülkemizde olduğu gibi sadece sportif aktivitelerden ibaret olmamalıdır. Eğitici oyunlar ve kısa hatırlatmalar ile öğrencileri çok sıkmadan bilgilerin kaybolması önlenebilir.

Öğrenme Miktarı= Öğrenmeye Harcanan Zaman/ Öğrenme İçin İhtiyaç Duyulan Zaman diye düşünülürse; öğrenme miktarı, öğrenmeye ihtiyaç duyulan zaman ile öğrenme için harcanan zamana göre artmakta ya da azalmaktadır. Buradan hareketle öğrenme miktarının arttırılmasında zamanın önemli bir değişken olduğu söylenebilir. Öğrencilerin öğrenmeye yönelik aktivitelerde bulunmadığı yaz aylarında bu değişkenleri de göz önünde bulundurarak öğrenmelerin unutulmaması için gönüllü ve parasız, eğlendirici ve aynı zamanda eğitsel yaz kursları ayarlanmalı ya da tatil dönemi kısaltılmalı, okul dönemi uzatılmalıdır. Alternatif olarak ise okul takvimi yeniden düzenlenebilir, yaz okulu okul takvimine dâhil edilebilir.

Amerika’da K-12 sınıflarında düzenlenen yaz okulu hem eğlenceli hem de öğrencileri araştırmaya, çalışmaya yönlendiren; bu sayede bilgilerin unutulmasının engellendiği bir kurstur. Ülkemizde de bu tarz sınıflar oluşturursak öğrenciler istediklerinde kitaplardan araştırma yapabilir, istediklerinde merak ettikleri konularda da deney veya gözlem yapabilirler. Hatta bu sınıfları geliştirip içerisine çeşitli belgeseller veya müzik aletlerinin bulunduğu bir köşe eklenebilir. Olumsuz hava şartları durumunda sınıfların fiziki şartları klima ile iyileştirilip çevresel olumsuzluklar da ne kadar aza indirilirse öğrencilerin gönüllü olarak katılmasını arttırır. Böylece çocuklar eğlenirken de öğrenebilirler.