Okul Yolu Güvenliği

Okul Yolu Güvenliği

Çocuk demek öğrenci demek, kimi 7 yaşında düşer okul yollarına kimi de henüz bebekken. Kimi yolun karşısındaki okula gider yürüyerek, kimi 2 saatlik mesafedekine servisle. Sabahları yola çıktığımızda, trafikteki yolcuların büyük bir kısmını öğrenciler oluşturmuyor mu? Okullar kapanınca nasıl da rahatlıyor trafik, değil mi?

Trafik güvenliği önlemlerinin bence en önemli basamağı “okul yolu güvenliği”. Yalnızca araç içi değil araç dışı trafik kazalarını da önlemeye yönelik önlemler alınması gerektiğini vurgulamak için bu tabiri buldum.

Bu konuda tabi ki dünyanın öncüsü ABD, oto koltuklarında olduğu gibi okul taşıtları konusunda da Avrupa ülkelerine göre 15-20 yıl önde. Amerikan filmlerinde kesin görmüşsünüzdür, sarı ve kocaman otobüsler yani “school bus” adını verdikleri taşıtlar oldukça kurumsallaşmış, apayrı bir sektör. Her eyaletin kendine özgü okul taşıtı yasaları ve kuralları olduğu gibi, ulusal bazı kurallar da var. NHTSA (National Highway Traffic Safety Administration) isminde çok büyük bir kurumları var ki okul taşıtlarına ayrı bir ehemmiyet gösteriyorlar.

“School bus” deyip geçmeyin, her ayrıntı özenle düşünülerek karar verilmiş bu taşıtlar için. Öncelikle otobüsler parlak sarı renkte ve çok geniş, her tarafında ikaz işaretleri ve yanıp sönen kırmızı ışıklar var. Bu sayede taşıtın görülebilirliği artıyor ve çarpışma riski çok çok azalıyor. Olası bir çarpışma durumunda ise bu taşıtların kütlesi fazla olduğundan çarpışmanın yarattığı kuvvet içerideki yolculara, otomobillerde olduğu kadar hasar vermiyor. Enerji absorbe edici özellikte üretilen koltukların boyu, koltuk aralarındaki mesafe özellikle öğrencilere göre ayarlanmış durumda. “Compartmentalization” diye adlandırdıkları bu yöntem sayesinde büyük otobüslerde emniyet kemeri bağlanmasına gerek olmadığını belirtiyorlar. Ancak bazı eyaletlerde büyük otobüslerde de çocuklara göre emniyet kemerleri var ve takılması zorunlu. Orta-küçük okul taşıtlarında ise emniyet kemeri (çocuklara göre) mutlaka öneriliyor. Okul öncesi çocuklara ise her türlü taşıtta 5 noktadan bağlanan emniyet kemeri zorunlu. Ayakta yolcu diye bir kavram yok, herkes oturarak seyahat etmek zorunda.

Fiziki şartlardan daha da önemlisi: sürücü. En başta söyleyeceğim, hızlı gitmiyorlar. “School bus” sürücüsü olmak için ehliyet almak oldukça zor. Öğrenci davranışlarını idare edebilecek şekilde, indirme-bindirme, güvenlik prosedürleri ve acil tıbbi müdahaleler ile ilgili eğitim alıyorlar, işe girmeden önce ve girdikten sonra random olarak alkol/uyuşturucu testleri uygulanıyor, sürüşleri sık sık denetleniyor.

Amerikalı aileler bu konuda oldukça bilinçli, ailelerin kendi araçlarıyla okula bırakmasıyla kıyaslandığında okul taşıtlarının 7 kat daha güvenli olduğu iyi bilinen bir gerçek. Yürüyerek gidenlerle kıyaslandığında 31 kat, bisikletle gidenlerle kıyaslandığında ise 228 kat (evet 228, yanlış yazmadım) daha güvenli. Öğrencilerin yaklaşık %80’i bu sarı otobüslerle okula gidip geliyor, kalanları yürüyerek veya ailesinin arabasıyla. Okul yolunda meydana gelen ölümler incelendiğinde, %58’inde sürücü ergen (okula giderken arabayı kendisi kullananlar), %23’ünde sürücü ebeveyn; okul taşıtı ile giderken meydana gelen ölümler ise %1.

Ayrıca 36 otomobil yerine 1 okul taşıtının kullanılmasının önemini vurgulayan afişler de, kapitalizmin etkili olduğu ülkede oldukça etkili. American School Bus Council’in ayarladığı “Love the Bus” kampanyası oldukça ses getirmiş ve hem ailelerde hem de öğrencilerde belirgin bir farkındalık yaratılmış. Buna benzer birçok resmi kurum ve örgütün afişleri öğrencilerin ve velilerin sıkça görebileceği yerlere yerleştiriliyor. Tabi ki internet üzerinden de anlaşılır bilgilendirme başlıkları oluşturulmuş.

Kanada ve Avustralya da ABD’i takip eden ve benzer önlemler almaya başlayan ülkelerden. Ancak gelişmiş ülkeler de dahil dünyanın birçok yerinde farkındalık oluşmuş değil. Birçok ülkede öğrenciler, okulları yürüme mesafesinde değilse toplu taşım araçlarını kullanıyorlar. Gittikçe artan okul taşıtları ise ABD ekolünde ayarlanıyor, parlak/fosforlu renklerde, renkli/ışıklı uyarı işaretleriyle.

Sıra geldi ülkemizde nasıl olduğuna, maalesef pek fazla değil kat edilen yol. 2007’de yayınlanan ve daha sonra değişiklikler yapılan bir “Okul Servis Araçları Hizmet Yönetmeliği”miz var. Aslında içeriği fena değil, araçların fiziki koşulları, sürücünün özellikleri, sigortalar, yasal zorunluluklar gibi çok önemli detaylar var fakat bu kuralların büyük bir çoğunluğuna uyulmadığı gibi uyulup uyulmadığını da denetleyen yok. Ayrıca taşıt içindeki güvenlik önlemlerine de çok az yer verilmiş.
Bu yılki eğitim ve öğretim yılının başlangıcında medyaya da yansıyan çok tatsız olaylar yaşandı. Okulların servis hizmetlerini yürüten şirketlerin kendi içlerinde yaşadığı çıkar ve rant kavgaları, çocukların önünde silahla yaralamaya varacak kadar ileriye gitti. Kaba bir tabirle, mafya ilişkilerini çağrıştıran bu tür olaylara karışan şirketler yakın zamanda takibe alındı ve bundan sonra servis şoförlüğü yapacak kişilerin sabıkalarına, trafik cezası kayıtlarına göre işe alınması ile ilgili düzenlemeler yapılacağı belirtildi.

Trafik kazası denince genellikle yaya yaralanmaları aklımıza gelmiyor. Yine ABD’de (yapılan çalışmalardan örnek verebileceğim başka ülke yok zaten) okul yolu ve okul taşıtlarıyla ilgili yaralanma ve ölümlerin büyük bir kısmının yaya kazaları olduğu görülmüş. Yaya eğitimi çok önem verilen bir konu. Ağırlıkla ebeveynler, bakıcılar ve öğretmenler aracılığıyla bu eğitimler veriliyor ve gün geçtikçe daha kapsamlı hale getiriliyor. Ayrıca daha çok ergenlerden oluşan sürücü adaylarına da yayalara nasıl dikkat edileceği ile ilgili eğitim veriliyor. Bence şu anda yürütmekte oldukları “Everyone is a pedestrian” kampanyası çok başarılı, çok etkileyici afişler hazırlanmış.

http://www.nhtsa.gov/nhtsa/everyoneisapedestrian/index.html

Ne yazık ki ülkemizde yaya eğitimi öğretmenin vicdanına kalmış bir eğitim, öğretmenler müfredatta bulunanları “genellikle” işliyor ama müfredat da maalesef oldukça yetersiz. İlginçtir ki, yaya eğitimi konusunda Avrupa ülkeleri ABD’yi geçmiş durumda. Özellikle İngiltere oldukça önem veriyor. Lisanslı eğitimciler, dönem dönem okullarda toplu kurslar düzenliyorlar, sertifika veriyorlar, hatta sektör haline gelmiş. Yaş gruplarına göre eğitimler değişiyor; okul öncesi ve okul dönemi çocuklar, ergenler, erişkinler ve yaşlılara göre ayrı programlar düzenlenmiş. Ergenler ve daha büyükler için olan eğitimde yalnızca yaya açısından eğitim değil, bu yaştakiler aynı zamanda sürücü de oldukları için sürücüler açısından yayaların yaralanmasını önleyecek eğitim basamakları var.

Eğitimler o kadar detaylı irdelenmiş ki, eğitim programları yerleşmiş, artık eğitimin nasıl verilmesi gerektiğiyle ilgili detaylar ön plana çıkmış. En güvenilir kaynaklardan biri olan NHTSA’da kısa ve özet bir broşür mevcut:

http://www.nhtsa.gov/DOT/NHTSA/Traffic%20Injury%20Control/Articles/Associated%20Files/811027.pdf

Bunca bilgi, eğitim programı, vb. bahsettikten sonra değinmek lazım ki, hiç biri ailenin örnek olması kadar etkili olamaz. Ebeveynler yaya/sürücü konumundayken ışıklara uymuyorsa, yaya geçitlerini kullanmayı bilmiyorsa, vb, çocuklarına en iyi eğitim programını uygulasak da trafik kurallarını öğretmek mümkün olamaz.

tedmem Blog’da yayınlanan yazılardaki görüşler tamamen yazara ait olup tedmem görüşlerini yansıtmaz.