Bir Matematik Öğretmeninin Gözünden Öğrencilerimizin PISA Matematik Başarısı

Bir Matematik Öğretmeninin Gözünden Öğrencilerimizin PISA Matematik Başarısı

Öğrencilerimizin PISA sorularında gösterdikleri matematik başarı seviyesinin düşük olması ülkemizdeki eğitim anlayışı ve buna bağlı olarak öğretim metodları ile ilişkili olabilir. Ülkemizde programlar teorik olarak oldukça sağlam temellere dayansa da bu programların uygulanışında programın beklediği ya da tanımladığı anlayışların ne kadar yansıtılabildiği büyük bir soru işareti oluşturmakta. PISA sorularının yapısı, öğrencilerin bir konudaki salt bilgilerini ölçmek yerine o bilgileri ve çeşitli becerileri de beraberinde kullanarak çözüme ulaşabilecekleri durumları içeriyor. Bizim sistemde konuya, soruya odaklı yaklaşımımız PISA gibi sınavlardaki beklentileri karşılama konusunda yeterli olmuyor. Bunun yanı sıra öğrencilerin bu tür sınavlara yönelik yaklaşımı da önemli bir etken. Öğrencilerimiz ağırlıklı olarak not odaklı bir sınav anlayışına sahipler. Böyle bir sınava girdiklerinde sonucun ne yönde etkileri olacağı onların sınavdaki başarı/başarısızlıklarına etki ediyor. Burada kültürün ve o kültürdeki eğitime, sınavlara, değerlendirmeye bakış açısının da önemli bir rolü var.

Matematik derslerinin, birçok öğretmen tarafından üst düzey bir içeriğe sahip olduğu düşünülüyor. Buna bağlı olarak sanki matematik derslerinde bilginin kaynağının öğretmen olması daha makulmüş gibi bir anlayış öğretmenler açısından hala bu dersin yapısına uygun görünüyor ve öğretmen merkezli metodolojiler daha çok tercih edilebiliyor. Buna ek olarak soru odaklı çalışmalar da bu ders kapsamında tercih edilen çalışma türleri arasında. Tipik bir matematik dersinde öğretmenin tanımı verdiği, varsa pratik formülleri sunduğu, bir kaç örnek çözdüğü ve sonrasında benzer örnekleri öğrencilerin çözdüğü; konuya ve bilgiye odaklı bir işleyiş görülebilir. Bu bağlamda PISA gibi beceri odaklı, direkt bilginin sorulmadığı bir sınavda, öğrencilerin bilgiyi işlevsel olarak kullanmaları, eğer daha önce sınıf ortamında ve benzeri ortamlarda bunu deneyimlemedilerse oldukça zor bir süreç olabilir.

Öğrenci ve öğretmen boyutuna ek olarak, başka ülkelerle karşılaştırdığımızda sosyo-ekonomik düzeyi yüksek olan ülke okullarında somut materyal kullanımı, teknolojik gelişimler, öğretmen gelişimine gibi alanlara daha çok para ve imkan sağlanabilir. Buna bağlı olarak öğrencilerin daha farklı öğrenme ortamlarına sahip olmaları da sağlanabilir. Fakat bir başka boyutta, henüz temel ihtiyaçlarını bile karşılayamayan okulları, bir dönem matematik dersleri boş geçen okulları, hava şartlarından, ailesinin ekonomik şartlarından dolayı eğitim öğretimini devam ettiremeyen öğrencileri düşündüğümüzde bu tür sınavlardaki başarıya ulaşmada bizi zorlayan birçok etmen olduğunu söyleyebiliriz.

Durumu değiştirmek için hiç bir zaman geç değil elbette. Başarılı ülkelerin matematik öğretim anlayışları ve metodolojileri incelenebilir. Uygulamalarda ve buna paralel olarak değerlendirmede, süreç değerlendirmenin önemi daha çok ön plana çıkabilir. Metodolojilerde çeşitlilik ve öğrenciyi daha merkeze alan, beceri odaklı süreçler tercih edilebilir. Sadece bilgiye yönelik değil, öğrencilerin akıl yürütme, ilişkilendirme, değerlendirme, problem çözme gibi süreçlerde gelişimini sağlamaya ve bu gelişimin izlenmesine ve değerlendirilmesine yönelinebilir. Öğrencilere gerçek yaşam durumlarından yararlanılarak bilgiyi kullanabilecekleri süreç odaklı çalışma olanakları sunulabilir. Bunların yanı sıra, başarılı ülkelerin eğitim sistemleri ve metodolojileri incelenebilir. PISA sonuçları ile ilgili yıllar arasındaki farklar incelenerek nelere ağırlık verilmeli vb. analizler elde edilebilir. Program hazırlıklarında ve revizyonlarında beceri odaklı etkinlik ve değerlendirme örneklerine daha fazla yer verilebilir. Ders kitaplarının da bu yönde geliştirilmesi sağlanabilir. Öğretmenlere beceri odaklı dersler işleme konularında hizmetiçi eğitim olanakları sunulabilir.